16 Mayıs 2023 Salı

Eğilsem çok kapıdan geçerdim.

RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ:


EĞİLSEM ÇOK KAPIDAN GEÇERDİM 

AMA

BEN DİK DURMAYI SEÇTİM

Sevgili dostlar, 14 Mayıs'ta Milletvekillerimizi seçtik. Ne yazık ki, Cumhurbaşkanımızı seçemedik, seçimleri 2.tura bıraktık. 

Bir yerlerde bir eksiklik var. Ama nerede? 

Gerçek şu ki, bizim insanlarımızı ikna edebilmek öyle kolay değil. 

Atatürk ne demiş: "Halkını cehalet ile sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya, cehalet ve sefalete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise köle olmaya mahkumdur." demiş. Bu söze eklenecek söz var mı. Nokta.

CHP lideri ve Millet İttifakının Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu bütün iyi niyeti ile iktidara muhalif olan partileri bir araya getirdi. Bir yıla yakındır toplantılar yaptılar, kararlar aldılar. 

Büyük bir heyecanla seçimlere hazırlandılar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Mansur Yavaş'ı da yanlarına alarak meydanlara çıktılar. 

Deprem Bölgelerine gittiler, dertleri dinlediler, yardımların yapılmasını sağladılar. Umutlar dağıttılar. Çocuklar Kılıçdaroğlu'na kurtar bizi dede demeye başladı. Gençler gelecek günlerin umudunu Kılıçdaroğlu'n da gördü. 

Kadınlar öldürülmekten bizi kurtar, diye sokaklarda seslendiler. 

Kayseri'de müthiş bir kalabalıkla miting düzenlendi. Halk çoşku ile Kılıçdaroğlu'nu karşıladı ve dinledi. 

İmamoğlu taşlandı Erzurum'da, yılmadı, gene meydanlarda halka seslendi. 

Peki bunça çabaya ve çalışmaya, umut dağıtmaya rağmen, neden birinci turda kazandık denildi de, kazanılamadı? İşte bunu CHP ve Millet İttifakının diğer üyeleri sorgulamalı. 

CHP çok büyük fedakarlık yaptı. Daha önce İYİ Parti'yi Meclise taşımıştı. Şimdi millet ittifakı partilerinden 39 aday CHP listesinden Meclise girdi. 

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi'nin  10'ar, DEVA Partisi'nin 14, DP'nin 3, İYİ Parti'nin 1 adayı Meclis'te sandalye sahibi oldu. Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, Erzincan'dan milletvekili seçildi. Yani 39 milletvekili CHP listelerinden  seçildi. Bu kadar büyük fedakarlığı yapan Kılıçdaroğ'lu ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde 2.ci tura kaldı.

KILIÇDAROĞLU DAHA NE YAPSIN ?..

1. Emekliye 8.500 (15 Bin Toplam) lira ikramiye dedi,  kabul etmediler.

2. Depremzede ye ücretsiz ev dedi, kabul etmediler.

3. Gençlere iş dedi, kabul etmediler.

4. Çiftçiye ucuz mazot dedi, kabul etmediler. 

5. Hayvancılığa teşvik dedi, kabul etmediler.

6. Memura, emekliye geçinebileceği maaş dedi, kabul etmediler. 

7. Kadınlara aile sigortası dedi, kabul etmediler. 

8. Gelir adaleti dedi, kabul etmediler. 

9. Yabancılara ev satılmayacak, ülkelerine gönderilecek dedi, kabul etmediler. 

10. Çalınan paralar alınacak, hesap sorulacak dedi, kabul etmediler.

11. Hak, hukuk, adalet dedi, kabul etmediler. 

12. Bilimsel, çağdaş eğitim dedi, kabul etmediler.. Demek ki, insanlar ekonomi dibe vurmuş, ekmek, et ,süt, sebze fahiş fiyat olmuş. 

Ülkede dolar, Altın alınamayacak fiyata yükselmiş, Türkiye Cumhuriyetine kast edilerek, devlet kurumlarından TC. tabelaları sökülmüş, andımız kaldırılmış, vatanımızın kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaretler yağdırılmış, hazine boşaltılmış, ülkenin paraları iktidardakiler ve yandaşlarına peşkeş çekilmiş, kimsenin umurunda olmamış. Bu düşüncesizlikle de sandığa gidilmiş.

İnsanlar değişimi reddediyor ! KILIÇDAROĞLU NE YAPSIN?

Son sözümüzü gene umutlarımızı yitirmemek için söyleyelim. 

Umut insanı ayakta tutan tek olanak. O yüzden siz siz olun sakın umudunuzu yitirmeyin. 

Süprize hazır olun bu sesssizliğin arkası bahardır.

16.05.2023

RUKİYE DEMİR

14 Mayıs 2023 Pazar

14 Mayıs önemli bir gün oldu

 RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ: 

Rukiye Demir

14 Mayıs seni unutmayacağız.

Güzel insanlar, sizler mutlu olmaya layıksınız. 

Bugün anneler günü. Alın elinize bir çiçek, gidin annenizin ellerini öpün. Elleri öpülesi anne sen ne mükemmel bir insansın. 

Cennet Annelerin ayakları altında deniyor ama, sevgili anne vahşi insanlar, insanlıktan nasibini almamış, şeytanla iş birliği yapan hainler, anneleri, seni dövüyorlar, öldürüyorlar.  

Evet sevgili dostlar, kadınlara saldıran hainlerden bahsediyorum. Onlar kadınları öldürmüyorlar, annelerini öldürüyorlar. Onları doğuran, bebekken sütü ile besleyen, altlarını temizleyen, koyunlarında yatıran, el bebek, gül bebek onları büyüten annelerini öldürüyorlar.

Anneniz sizi dokuz ay karnında taşıdı. Canından can verdi, sizi besledi, büyüttü, baktı, adam etti. 

Annenin yüreğinde sınırsız sevgi vardır. Siz Kadınları öldürmüyorsunuz, anneleri öldürüyorsunuz Annenizi öldürüyorsunuz. Bunu unutmayın. 

Bu güzelim Anneler gününde siz cani katilleri lanetliyorum. 

Bugün unutulmayacak bir gün. Ülkemin kaderini belirleyecek günlerden bir tanesi. Seçimler var bugün. Oylar verilecek, birkaç gün sonra ülkemin hangi parti tarafından idare edileceği meydana çıkacak. 

Gelecek günlerimizi iktidara gelecek siyasi irade belirleyecek. Halk ise bugün o iradeye oylarını verecekler. 

Bizler inançlı insanlarız. Bu nedenle ülkemiz ve milletimiz için hayırlısı ne ise o olsun diyoruz. 

Annemiz kadar önemli vatanımız. Anne kutsaldır, vatanda kutsaldır. Annenin eli öpülür, Bayrağımız da öpülür. 

Annemin dövülmesini, sövülmesini istemem, ona el kaldıranın karşısına dikilirim. Vatanımın da topraklarının işgal edilmesini istemem, işgale kalkanın karşısına dikilirim, tüm gücümle mücadele ederim. Anamda kıymetlidir, vatanımda. 

Evet sevgili dostlar, bugün tarihe geçecek bir gün. Bugün gerçekten geleceğimiz şekillenecek. 100 yıllık Cumhuriyetimizin seçimi bu. Çok önemli. 

Halkın iradesi de her şeyin üstündedir. Kavgasız, gürültüsüz bir seçim yaşayalım. Yarınlarımız iyi olur inşallah.

Annelerimizin günlerini kutlarken, seçimlerin de hayırlara vesile olmasını dilerim. 

14.Mayıs.2023

Rukiye Demir.

24 Nisan 2023 Pazartesi

Bayramlar bitti, seçim heyecanı bitmedi.


RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ: 

Ramazan ayı bitti, bayram kutlandı. 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramını da kutladık.

Şimdi neler yaşayacağız? 14 Mayıs’ta seçimi kim kazanacak, onun heyecanı ile siyasilerin vaatlerini ve kavgalarını dinleyeceğiz.

Cumhur İttifakı iktidarda. Elindeki gücü kullanacak, İktidardan gitmemek için elindeki tüm kozları sahaya sürecek. Millet İttifakı da, iktidar olabilmek için halka ümitler vermeye devam edecek, iktidara geldiğinde neler yapacağının vaatlerini verecek.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenildikçe yükleniliyor.

İnancına saldırılıyor, geçmişte yaptığı SSK Genel Müdürlüğü’ne saldırılıyor. Küçük düşürmek için ne lazımsa o yapılıyor.

Hiç kimse, hemen başarıyı elde edemez. Yılların tecrübesi, deneyimi olmalı ve durmadan, bıkmadan, yılmadan çalışması gerek. En önemlisi de devleti tanıması gerek. Devleti idare etmek öyle kolay değildir.

Kılıçdaroğlu’nda  bu deneyim ve bu bilgi vardır.

Maliye’de hesap uzmanı olmak öyle kolay bir iş değildir. Büyük bir bilgi gerekir. Kılıçdaroğlu devletin içerisinde çok önemli görevler yapmış, birçok şirketlerin  dosyalarını incelemiştir. İncelediği ve araştırdığı dosyalardaki usulsüzlükleri, eksiklikleri, artıları çok iyi tahlil eden bir tecrübeye sahiptir.  Yaptığı en son Genel Müdürlük görevi ile de iyi bir yönetici olmuştur. 

Elbette Genel Müdür iken, İktidar'da kim varsa, hangi siyasi parti varsa onların da baskısı ve emri altında çalışmıştır. Üzerinde birçok yönetici vardır. Her kararı kendisi istediği gibi alamamıştır.

Şu an Allah aşkına Valiler, Bakanlar, Genel Müdürler vs. istedikleri kararları kendileri bağımsız, hür iradeleri ile alabiliyorlar mı? Deprem felaketinde gördük ve yaşadık neler olduğunu!

Ancak, şimdi Cumhurbaşkanı olduğunda, Kılıçdaroğlu son kararı verecek kendisidir. Cumhurbaşkan yardımcıları ile istişare yaparak alacakları kararları uygulayacaklardır. 

Kılıçdaroğlu, şu ana kadar hiçbir zaman devletin imkânlarını kullanıp, kendi menfaatine bir kazanç sağlamamıştır. Böyle bir şey duyulmamıştır. CHP'nin başına geldiğinden bu yana da elbette herkesin hakkı olduğu gibi, kendisi de Başkanlık koltuğunda oturabilmek için mücadelesini yapmış, delegeler tarafından desteklenmiş ve bugünlere gelinmiştir. 

Kılıçdaroğlu'nun Dini inancı şöyle olabilir, böyle olabilir. Kökü, sülalesi, gelmişi, geçmişi de kimseyi ilgilendirmez. Önemli olan ülkeye, millete iyi hizmet yapabilmesidir. Devleti koruması, Bayrağımızı gönderden indirmemesi, Ezanların Minarelerden susmamasını, terörün kökünün kurutulmasını, milletin refah düzeyinin arttırılmasını, ekonominin canlanmasını, yatırımın artmasını, ihracatın çoğalmasını, ithalatın azalmasını, yoksul ile zenginin arasındaki uçurumun azalmasını sağlamasıdır.

Kimse merak etmesin, din elden gitmez. İnançlar insanların içlerindeki derin duygulardır. O duyguları kimse yok edemez. Önemli olan ülke elden gitmesin.

Daha önceki dönemlere baktığımızda, iktidar partilerinin hiçbir zaman ömürleri 10 yılı geçmemiş. Hatta on yıl bile iktidarda olan yok. AKP Partisi çok uzun yıllar iktidarda kaldı. 20 seneyi aşkın bir zamandır iktidarda.

Elbette İktidar olan ülkenin kalkınması için gereken ne ise yapacak. Yapmak zorunda. Ancak, yaptıkları yeterli mi, değil mi, bu yapılanlardan kimler zarar görüyor, kimler karlı çıkıyor işte bu da önemli.

Şu an bir gerçek yaşıyoruz. Ülkemiz tarım ülkesi olmasına rağmen, pazarlardaki mallar belli. Soğanın kilosunun kaç lira olduğu belli. Halkın alım gücünün gittikçe eriyip, yok olduğu belli. Kiraların olabildiğince arttığı, ev sahibi olmanın imkânsızlaştığı, bir dönem yaşıyoruz.

Demek ki sevgili okurlar, bir yerlerde bir yanlışlıklar var.

Kadına şiddetin arttığı, kadınların haklarının verilmediği, İran, Taliban zihniyetinin hortladığı bir dönem yaşanıyor.

Atatürk’ün ektiği tohumlar filiz vermeye başlamışken, o filizler kökünden sökülmeye, yeşeren ve çiçek veren ağaçlar, kesilmeye, kurutulmaya terk ediliyor.

Devleti iyi tanıyan Kılıçdaroğlu’na bir şans verilmeli. Eğer, Kılıçdaroğlu ve beraber oldukları ekip te, söylediklerini vaat ettiklerini yapamaz ise, halkın iradesi her zaman güçlüdür, bir dahaki dönemde oylarını vermezler ve onu da iktidardan indirirler.

Halk şunu düşünmeli. Tamamen bağnaz bir şekilde bir partiye körü körüne bağımlı olmamalı. İktidara gelen parti iyi idare edemiyorsa, halkını, milletini, devletini, gelecek nesilleri düşünmüyor ve gereken kalkınmayı sağlayamıyorsa, derhal oy sandığında oylarını vermeyerek, onu iktidardan indirmeli, yerine yenisini getirmeli. İşte Demokrasi budur.

Seçimlerde hile ve şer olmamalı. Halkın iradesine saygı gösterilmeli. Adaletli bir seçim yaşanmalı.

14 Mayıs seçimleri inşallah ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olur.

Rukiye Demir

24.04.2023

 


16 Nisan 2023 Pazar

Yaşam nedir ki?

 RUKİYE  SULTAN DİYOR Kİ:

Sevgili okurlar yaşam nedir ki? 

Sayılı günler hızla geçmekte, yaşam devam etmekte. 

İşte mübarek Ramazan ayının da sonuna yaklaştık.

Oruçlar tutuldu, iftar yemekleri yendi. Geldi sıra Bayramı kutlamaya. 

6 Şubat Güneydoğudaki depremin acıları henüz dinmedi. Dineceğe de benzemiyor. Anasız, babasız kalan yavrular, evlatsız kalan anne ve babalar. Evsiz barksız kalan yuvalar.!

Bayramın zevki mi olur bunca acılar içerisinde yaşayan insanlar için. Halen çadır bulamayanlar var. Konteynerler nerede? 

Buyurun beyler, evet beyler sizlere sesleniyorum. Kadınlara ne kadar kıymet verdiğiniz belli!

Parti liderlerine sesleniyorum. Hani Kadınlara milletvekili kontenjanları çok verilecekti. Hani kadın hakları korunacaktı. Hani kadınlar sizler için çok kıymetli idi!

Erkek hegemonyası hiç bitmedi ve bitmeyecek. Bitmez de. Biz kadınlar elimizdeki gücü kullanmasını bilmez isek, erkek hegemonyasına mahkum olmaktan kurtulamayız. 

Buyurun, kadın düşmanı olan bir parti meclise girme kapısını araladı. Afganistan'daki Taliban zihniyeti. İran'daki Molla zihniyeti. Suudi Arabistan'daki Arap zihniyeti. Bu zihniyetleri Türkiye'de, laik, demokrat Türkiye Cumhuriyetinde uygulamaya çalışan bir zihniyet. 

Sevgili okurlar, bazı kişiler, başı açık güzel kıyafet ile sokaklarda dolaşan kadınlara başka gözle bakarlar, onları başka gözle görürler. Müslüman olmadıklarını zannederler. Kendilerinin cennete gideceklerini, onların cehenneme gideceklerini zannederler. Kendilerinden olmayanlar cehennemlik, kendilerinden olanlar cennetlik zannederler. Başını örtmek, kara çarşaflara bürünmek midir?


 Müslümanlık? Herkesin kendisine göre, kendi tercihine göre bir giyim kıyafeti vardır. İsteyen istediği kıyafet ile sokaklarda dolaşır. Kimse kimsenin dinini sorgulayamaz. İnancına söz edemez, etmemelidir de. Kimin iyiliksever, dürüst, namuslu, ahlaklı, dini inancının olduğunu nereden bileceksin. Sen Allah mısın ki insanları sorguluyor, yargılıyor, kınıyorsun?


İşte Ramazan ayı bitti. Allah'a şükür orucumu tuttum. O benim manevi huzurum. Elimden geldiğince iftar yemeklerini verdim. Dualarımı yaptım.

 Siz şimdi bizim Müslümanlığımıza nasıl laf söylersiniz. Biz Cumhuriyet kadınlarıyız. Manevi duygularımız içimizde gizlidir. Gösteriş için hiç bir şeyi yapmayız. Biz de anneyiz, biz de eşiz, biz de kadınız. Ancak, hakkımızı, hukukumuzu, Laikliğin de kıymetini bilir, yeri geldiğinde kendimizi savunmasını da biliriz. 

Atatürk'ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyeti de korumasını bileceğiz. 

Ramazan Bayramı ile birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını da kutlayacağız. 

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılış günü. Ne mutlu bizlere ki bugünlere geldik. Osmanlı devletinin düşman tarafından yok edilme planları uygulanırken, Anadolu toprakları düşman askerlerinin çizmesi altında inim inim inlerken, şahlanan milli şuur ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde halk birleşti. Düşman Anadolu topraklarından atıldı. Türkiye Cumhuriyetinin temelleri 23 Nisan 1920 de atılmıştı, 29 Ekim 1923 de de Cumhuriyet ilan edilerek işte bugün içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.

Hayatı yaşarken fark etmek gerek. Seyrederken fark etmişsin neye yarar. Yaşarken farkına varamaz ve gereken tedbirlerini almazsan, ellerindeki tüm haklarını kaybeder, bir gün gelir başkasının kölesi olursun. 

14 Mayıs'ta seçim var. İnşallah seçimler düzgün bir şekilde yapılır. Hile ve şerden uzak, Demokratik bir seçim olur. Demokrasinin zaferi mi olacak, yoksa Kadın haklarının yok etme zihniyetinin zaferi mi olacak göreceğiz! 

Tüm Türklerin ve Müslümanların mübarek Ramazan Bayramlarını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutlar, gelecek günlerimizin çok güzel olmasını dilerim. 


Rukiye Demir

17.04.2023





15 Mart 2023 Çarşamba

Gerçek şu ki

 RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ:

Rukiye Demir

Gerçek şu ki 

Her ne kadar aklım başımda olsada kokunu her soluduğumda kafası kıyak bir keş gibiyim

Ve ben, 

Her ne kadar soğuk kanlı olsam da, sana her dokunduğumda tekrar tekrar tutuşan bir ateş 🔥 gibiyim.

Gözlerinde saklıydı yaşanmış sevdalarım. 

Biraz gece, biraz kahve, biraz sen, biraz ben, biraz şiir, biraz huzur, 

Hiç Açığa Vurulmamış 

Benimsen;

Hürriyetim Esastır, üzerinde vakti saati olur olmaz yok benim için.

Zirâ kısık ateşte Aşk pişmez çiğ kalır .

Bu yüzden, 

Her fırsatta çeke çeke ,

Her tenhada içe içe,

Yaşarım seni !

Sen ki kaburgalarımı içer den kıracak kadar güçlüsün. 

Her hükmün gönlüm üstüne,

Lâkin Sende alma hafife beni,

Ben ki seni .

Çekip busemi, Can damarına mum gibi eritecek kadar tutkun

Yakıp busemi bırakıp boynuna 

Kül edecek kadar yangınım.

Öyle büyükmüş ki içimizdeki yanlızlık

Sevilmeyi beklerken

BEKLEMEYİ SEVMİŞİZ...

💋Sevgilerimle...

Rukiye Sultandan 👍

5 Mart 2023 Pazar

RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ: 

8 Mart Dünya emekçi kadınlar Günümüz umutla dolu yarınlara olsun.

Acıyla yoğrulan sabırla bilenen kadınlarımızın 8 mart Dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.

8 mart Dünya kadınlar günü Saygıdeğer Türk ve Dünya kadınlarına Sağlık ve mutluluk umut neşe getirsin.

Kadın bir gün değil her gün hatırlanmalıdır. 

Kadınlar günümüz umutla dolu yarınlara olsun.

Dünyanın yarısını kadınlar oluşturur diğer yarısını da kadınlar Yetiştirir.

Kadına saygılı ol.Kadınlar insanlığın devamı için olmazsa olmazıdır.

 En büyük dertlerin dertlisi en büyük mutlulukların ardındaki Kahramandır.

Onlar sevimli kızlarımız, tatlı kız kardesimiz, mükemmel annelerimiz, onlar hayatımızın anlamı, bu dünyadaki hiçbir canlı bir kadın kadar güçlü değildir.  Hem evinde, hem kariyerinde mükemmel performansı ile birlikte en iyi şekilde yönetir. .Dünyanın en güçlü varlıkları kadınlar 8 Mart dünyada kadinların eşitlik kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür.

Aklınıza koyduğunuz her şeyi yapabilirsiniz, en derin denizde yüzebilir en yüksek zirveye tırmanabilirsiniz. 

Güclü, güzel Şefkatlı, sevgi dolu merhametli kelimelerin ifade edebileceğinden çok daha fazlayız.

Bu gün değil her günümüz özeldir

Toplumun beklentilerinin isinizi  azaltmasına izin vermeyin

Kendinizi sevin sevgi ve ışığa layık olduğunuzu bilin ve sesinizin önemli olduğunu anlayın

Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın.

Çoğu zaman değil her zaman  her gözün nuru hayatın can damarıdır 8 Mart Dünya kadınlar günü hakkı ödenmeyecek olan kadınların günüdür.

8 Mart kadınlar günü hikayesi

8 Mart dünya kadınlar gününün tarihi 1800 li yıllara dayanıyor. Kadınlar mücadele ateşini ABD'nde 40 bin kadın dokuma işçisi 8 Mart 1857de yaktı. Bir tekstil fabrikasında başlattıkları grevde çıkan yangında 129 kadın can verdi. Bu feci olayın tarihi 8 Mart  1857'ydi.  40 bin kadın işçi ABD' nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında greve başladı.  Sadece daha iyi çalışma koşulları istiyorlardı. Polisin fabrikaya kitlediği kadın işçiler den 129 u içeride çıkan yangında can verdi

Türkiye'de 8 Mart dünya kadınlar günü ilk kez 1921 yılında iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova nin girişimi ile gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra yıllar boyunca 8 Mart dünya kadınlar günü kutlamalarına izin verilmedi. 

1975 yılında "Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı" ilan edildi. Türkiye de bu kapsamda yer aldığı için 1975 yılında Türkiye'de "Kadın Yılı Kongresi" yapıldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 1975 yılında kutlanmaya başlamasında İlerici Kadınlar Derneği'nin faaliyetleri de etkili oldu.

Bir sesimizle dünyanın sesi olabiliriz çünkü bizler daima güçlüyüz .Tarih herzaman biz kadınları yazacak

Dünya kadınlar. Günümüz kutlu olsun

Sevgilerimle..

Rukiye DEMİR

06.03.2023


2 Mart 2023 Perşembe

TÜRKİYE'NİN KURTULUŞU AFETSİZ KENTLER

TÜRKİYE'NİN KURTULUŞU AFETSİZ KENTLER

Doc. Dr. Çetin Göksu, Kent Uzmanı



Türkiye'nin ve gelecek nesillerin kurtuluşu, "Afetsiz Kentler Modelini" hayata geçirebildiği ölçüde mümkün olacaktır

Türkiye, Afetlere dayanaksız, çürük kentlerden kurtulmalı, biran önce "Sağlıklı ve Güvenli Kentler" sistemine geçmelidir. 

Türkiye'nin bulunduğu kaos ortamı ve buna ilave olarak gelen 6 Şubat depreminin getirdiği ulusal yıkım, hem Türkiye'de devrim niteliğinde değişimler yapılmasını, hem sorunların altından kalkamayan iktidarın değişmesini gündeme getirdi.

Büyük deprem yaklaşık 10 ili, birçok kenti ve köyü yıkan on birlerce insanının ölümüne bölgesel ekonominin çökmesine  neden olan bu insanlık dramı, Türkiye'de ki kentlesmenin  ne kadar yanlış temeller üzerine oturduğunu gösteriyor. Diğer taraftan Türkiye'de sık sık meydana gelen depremler ve beklenen İstanbul depremi, Ülkede büyük bir korku ortamı yarattı. Büyük bir tedirginlik ve yaygın bir ölüm korkusu, bütün ülkeyi sardı

Öldüren kentler sisteminin nasıl ve neden ortaya çıktığı çok ama çok önemlidir.. Öldüren kentlerden sağlam ve sağlıklı kentler sistemine geçmek  ülkenin bir nolu sorunu haline gelmiştir. Çünkü deprem , insanları topluca öldürmekle kalmıyor, ülkeyi de büyük bir sosyal ve ekonomik çöküntünün eşiğine getiriyor. Türkiye en kısa zamanda bu korkunç sistemden çürük kentler sisteminden kurulmalıdır.

KENTSEL ÇÜRÜMENİN NEDENLERI

Felaketin asıl nedeni, depremin kendisinden çok, kentlerdeki çürüme olduğu bilinmelidir. 

Kentlerdeki çürümenin asıl nedeni, uygulanan vahşi kapitalizm olduğunu söylemek yanlış değildir. Rüşvet ve  ona eşlik eden hırsızlık ve vurgunlar,  adam kayırma gibi, ahlak dışı gelişmeler bir çok alanda yapılıyor. Toplumsal çürüme ve rüşvet sistemi, yanlış kent planlaması ile başlıyor, mimaride inşaatın her aşamasında devam ediyor. Bugün ülkenin her yerinde ve özellikle inşaat alanında, Rüşvetler, vurgunlar, adam kayırmalar büyük bir Toplumsal çürümenin oluştuğunun çok açık göstergesidir.  .

ÇÜRÜK KENTLERDEN SAĞLIKLI KENTLERE

ÇÜRÜK kentlerden kurtulmak, daha güvenli, daha sağlıklı kentler kurmak mümkün mü? 

KENTLERDE INSANCA HAKCA DÜZEN KURULMALIDIR

Öncelikle Türkiye sağlıklı ve güvenli bir ortamlara kavuşmak istiyorsa, öncelikle, rüşvete ve vurguna dayalı toplumsal ve ekonomik sistemden kurtulmalı, İNSANCA HAKÇA DÜZEN kurulmalıdır. Bunun da tek yolu, yolsuzluklara izin veren, sağlam kentler sistemi kuramayan, Siyasal erki değiştirmektir. Ülkenin başına dürüst yönetimler getirilmedikçe, toplumsal ve ona bağlı kentsel çürümüşlükten kurtulma şansı yoktur.

İMAR PLANI YÖNTEMİ DEĞİŞTİRİLMELİDİR 

Diğer bir konu, kentlerin planlaması ile ilgilidir. İmar planlama yöntemi, spekülasyona,  vurguna dayalı bir sistemdir. İmar planlama yöntemi değişmedikçe, güvenli ve sağlıklı Kent planlama modelleri geçmek mümkün  görünmüyor.

TURKIYE İÇİN KENT MODELİ?

Ilkel İmar planı yerine, çok daha gelişmiş kent modelleri tercih edilmelidir. Bunların arasında, Eko-kent Güneş-kent, Sağlıklı kent, Afetsiz Kent vb birçok kent modelini sayabiliriz. Ama en doğrusu, Turkiyenin kendi modelini, Cumhuriyet kent modelini geliştirmek ve kullanmak olmalıdır.

GÜNEŞ KENTLER SİSTEMİNE GEÇİLMELİDİR.

Bize göre geleceğin kentleri arasında Türkiye icin en uygun seçim Guneskent Modeli olacaktır. Guneskentler, çağın en ileri, toplum için en uygun, yaşam için en güvenli, afetlere karşı en dayanıklı kent modelidir.

SEÇENEKLER 

Bugün Türkiye kan ağlıyor, öncelikle yaraların sarılması için ulusça büyük çaba harcanıyor, yeni konut yapımı için iktidar harekete geçmiş görünüyor. Yeni yerleşimler için yaklaşık 300- 400 milyar TL harcanması söz konusu olduğu ifade ediliyor. Ancak bu paraları, çürük olduğu bilinen sistemleri devam ettirmek için değil, daha sağlıklı, daha güvenli kentler için kullanmak daha akıllıca olacaktır.

UYARI

Hükumeti ve Belediyeleri uyarıyoruz. Eğer sağlıklı ve güvenilir kentleri istiyorsanız, Depreme dayanıklı, Kendi enerjisini, kendi gıdasını üreten Güneş enerjili "Afetsiz Kentler" sistemini başlata bilir, hem bugünün, hem de gelecek nesillerin yaşamını, şimdiden GÜVENCE altına almaya başlayabilirsiniz.