Laiklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Laiklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2024 Pazar

Demokrasi kazandı

Rukiye Demir

RUKİYE SULTAN DİYOR Kİ:

Atatürk için bir Demokrasi tokadı

31 Mart 2024 unutulmayacak. 

Stresli geçen günler. 

İstanbul sen neymişsin meğer!

Seni alabilmek, seni yönetebilmek, sana sahip olabilmek için geçmişte yedi düvel işgal etmişti, neticede Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği olmuştu, "Geldikleri gibi giderler" 

Bakanlar, devletin tüm kurumları, Partili Cumhurbaşkanımızın meydanlarda ben İstanbul'u istiyorum, mücadelesi, ne günler yaşattı bizlere!

Türk ulusu duyguları ile değil, akılları ve mantıkları ile hareket etti. Demokrasi kazandı. 31 Mart Yerel Belediye seçimleri iktidar partisi için büyük bir uyarı oldu.

Türk milletine bir şeyi zorla yaptırmaya kalkmayacaksın. Baskı ve zorbalıkla istediğini elde etmeye kalkarsan, mutlaka Türk ulusu eline imkan geçtiğinde gereğini yapar ve dersini verir. 

Geçmişte de yaşanmıştı bu olaylar. 

Cumhuriyet Halk Partisi'de bundan sonra daha dikkatli olmak zorunda. Başkaları ile birlikte yola çıkmaktansa, kendini ispat ederek tek başına yürümeli. 

En önemlisi de CHP artık ilk kuruluş ayarlarına dönmeli ve Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda ve izinde yürümeli. 

Tarikatlar, Şeyhler, Şıhlar ülkesi olamaz Türkiye. Türkiye Cumhuriyeti Laik, Demokrat bir dünya Devletidir. Dünya'ya örnek bir Devlet ve millettir. 

Bu millet sabırlıdır, tahammüllüdür, dayanıklıdır. Ancak, zamanı gelince ne sabrı kalır, ne tahammülü. Gereğini yapar. 31 Mart yerel seçimlerinde de halk çok güzel bir ders verdi. Gereken ikazını yaptı. İnşallah bu ikazdan herkes dersini alır.

Bizler ülkemizde huzur ve mutluluk içerisinde yaşamak istiyoruz. Ekonomik sıkıntı çekmeden, kalkınmış bir ülke olarak yaşamak istiyoruz. 

Sen, ben kavgası istemiyoruz. Adalete güvenmek istiyoruz. 

Soygunlara, vurgunlara, anarşiye, teröre, dur demek istiyoruz. 

Bugün 1 Nisan. Bir Nisan şakası iyi oldu. Demek ki, halk istediğini vezir, istediğini rezil edebilirmiş. Halkın sağ duyusuna her zaman güvenmek gerek. 

31 Mart seçimleri ülkemize ve milletimize hayırlı olur inşallah. 

Önümüzde Ramazan Bayramı var. Ramazan Bayramının da ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Demokrasiden uzaklaşmadan, hak ve hukuk devleti olarak, Şeyhlerin, Şıhların peşinde değil, çağdaşlığın peşinde koşan kalkınmış bir ülke olmasını dilerim. 

01.04.2024

Rukiye Demir




16 Nisan 2023 Pazar

Yaşam nedir ki?

 RUKİYE  SULTAN DİYOR Kİ:

Sevgili okurlar yaşam nedir ki? 

Sayılı günler hızla geçmekte, yaşam devam etmekte. 

İşte mübarek Ramazan ayının da sonuna yaklaştık.

Oruçlar tutuldu, iftar yemekleri yendi. Geldi sıra Bayramı kutlamaya. 

6 Şubat Güneydoğudaki depremin acıları henüz dinmedi. Dineceğe de benzemiyor. Anasız, babasız kalan yavrular, evlatsız kalan anne ve babalar. Evsiz barksız kalan yuvalar.!

Bayramın zevki mi olur bunca acılar içerisinde yaşayan insanlar için. Halen çadır bulamayanlar var. Konteynerler nerede? 

Buyurun beyler, evet beyler sizlere sesleniyorum. Kadınlara ne kadar kıymet verdiğiniz belli!

Parti liderlerine sesleniyorum. Hani Kadınlara milletvekili kontenjanları çok verilecekti. Hani kadın hakları korunacaktı. Hani kadınlar sizler için çok kıymetli idi!

Erkek hegemonyası hiç bitmedi ve bitmeyecek. Bitmez de. Biz kadınlar elimizdeki gücü kullanmasını bilmez isek, erkek hegemonyasına mahkum olmaktan kurtulamayız. 

Buyurun, kadın düşmanı olan bir parti meclise girme kapısını araladı. Afganistan'daki Taliban zihniyeti. İran'daki Molla zihniyeti. Suudi Arabistan'daki Arap zihniyeti. Bu zihniyetleri Türkiye'de, laik, demokrat Türkiye Cumhuriyetinde uygulamaya çalışan bir zihniyet. 

Sevgili okurlar, bazı kişiler, başı açık güzel kıyafet ile sokaklarda dolaşan kadınlara başka gözle bakarlar, onları başka gözle görürler. Müslüman olmadıklarını zannederler. Kendilerinin cennete gideceklerini, onların cehenneme gideceklerini zannederler. Kendilerinden olmayanlar cehennemlik, kendilerinden olanlar cennetlik zannederler. Başını örtmek, kara çarşaflara bürünmek midir?


 Müslümanlık? Herkesin kendisine göre, kendi tercihine göre bir giyim kıyafeti vardır. İsteyen istediği kıyafet ile sokaklarda dolaşır. Kimse kimsenin dinini sorgulayamaz. İnancına söz edemez, etmemelidir de. Kimin iyiliksever, dürüst, namuslu, ahlaklı, dini inancının olduğunu nereden bileceksin. Sen Allah mısın ki insanları sorguluyor, yargılıyor, kınıyorsun?


İşte Ramazan ayı bitti. Allah'a şükür orucumu tuttum. O benim manevi huzurum. Elimden geldiğince iftar yemeklerini verdim. Dualarımı yaptım.

 Siz şimdi bizim Müslümanlığımıza nasıl laf söylersiniz. Biz Cumhuriyet kadınlarıyız. Manevi duygularımız içimizde gizlidir. Gösteriş için hiç bir şeyi yapmayız. Biz de anneyiz, biz de eşiz, biz de kadınız. Ancak, hakkımızı, hukukumuzu, Laikliğin de kıymetini bilir, yeri geldiğinde kendimizi savunmasını da biliriz. 

Atatürk'ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyeti de korumasını bileceğiz. 

Ramazan Bayramı ile birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını da kutlayacağız. 

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılış günü. Ne mutlu bizlere ki bugünlere geldik. Osmanlı devletinin düşman tarafından yok edilme planları uygulanırken, Anadolu toprakları düşman askerlerinin çizmesi altında inim inim inlerken, şahlanan milli şuur ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde halk birleşti. Düşman Anadolu topraklarından atıldı. Türkiye Cumhuriyetinin temelleri 23 Nisan 1920 de atılmıştı, 29 Ekim 1923 de de Cumhuriyet ilan edilerek işte bugün içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.

Hayatı yaşarken fark etmek gerek. Seyrederken fark etmişsin neye yarar. Yaşarken farkına varamaz ve gereken tedbirlerini almazsan, ellerindeki tüm haklarını kaybeder, bir gün gelir başkasının kölesi olursun. 

14 Mayıs'ta seçim var. İnşallah seçimler düzgün bir şekilde yapılır. Hile ve şerden uzak, Demokratik bir seçim olur. Demokrasinin zaferi mi olacak, yoksa Kadın haklarının yok etme zihniyetinin zaferi mi olacak göreceğiz! 

Tüm Türklerin ve Müslümanların mübarek Ramazan Bayramlarını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutlar, gelecek günlerimizin çok güzel olmasını dilerim. 


Rukiye Demir

17.04.2023





14 Mayıs 2022 Cumartesi

laiklik veya laisizm

 

LAİKLİK NEDİR:

Laiklik veya laisizm (laicite, Fransızca’dan) devlet yönetiminde dinin veya dinsizliğin referans alınmamasını ve devletin din veya dinsizlik karşısında tarafsız ve tepkisiz olmasını savunan ilkedir.

Fransızcadan Türkçeye geçmiş olan laik sözcüğü din adamı olmayan kimse din adamı dışında kalan halk anlamına gelen Latince Laicus sözcüğünden gelmektedir.

Roma döneminde din adamlarına Clerici din adamı olmayanlara da Laici adı veriliyordu.

Aynı terimin İngilizce karşılığı ise Secularity olup, din ve devlet işlerinin ayrı tutulması anlamına gelir.

Latince bir kelime olan Çağ anlamına gelen saeculum kelimesinden geçmiştir. Sekulerizm Türkçeye Laiklik çağdaşlaşma veya dünyevileşme olarak üç farklı  terimle çevrile bilmektedir.

Fransa’da Laiklik için Laicite (Laicisme) terimleri kullanılmaktadır. Kavramları her iki biçimde de cismi ve bilimsel olan ile soyut ve dinsel olanın birbirine karıştırılmamasını  ifade etmektedir.

Laik kelimesi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir.

Hukuki tanımlara göreyse en yaygın tanım, devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır. Devlet bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem olarak görür. Fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir. Kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder.

Devlet dini esaslara dayanan Kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur. Hiçbir şekilde dinlerin ibaret hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte din adına devlet düzenini bozacak davranışları önlemekle yükümlüdür.

Atatürk’e göre Laiklik yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. Yine Atatürk’e göre her faydalı ve yeni şeye karşı çıkmak irticadır.

Atatürk; "Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiç bir şeyi ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz," demiş ve çok önemli bir hususa dikkati çekmiştir. 

Burada, devlet demokratik açıdan her türlü düşünceye geçit verse bile, bu düşüncelerin dine dayanıp dayanmadığı noktasında Laikliğe aykırı hareketler kapsamında irticayı temel terim olarak benimsemiştir.


Kavramın tarihsel gelişimi Katolik Avrupa ile Anglosakson Avrupa arasında bir nüans yaratmıştır. Katolik ülkeler Laik, diğerleri sekülerdir.

Laik ülkelerde daha çok din devletin denetimi altındadır buna mukabil seküler ülkelerde din ile devlet özerk iki alandır.

Protestan ve Anglikan ülkelerdeki sekülerizm, günlük hayatı belirleyen dünyevi bir yaşam tarzını ifade eder.

Laiklik demokrasinin, hukukun, adaletin, modern yaşamın olmazsa olmazıdır.

Veli Zor

Emekli Öğretmen, araştırmacı-yazar.

06.05.2022