“Fazla söze gerek yok” UYAN ARTIK EY TÜRK MİLLETİ (*) Zekeriya TÜMER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
“Fazla söze gerek yok” UYAN ARTIK EY TÜRK MİLLETİ (*) Zekeriya TÜMER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2014 Çarşamba

Erdoğan'dan Kabataş görüntülerine ve o diziye sert tepki..

Erdoğan'dan Kabataş görüntülerine ve o diziye sert tepki
Başbakan Erdoğan'dan Haliç Metro geçiş köprüsü açılışında konuştu. Konuşması sırasında görüntüleri ortaya çıkan Kabataş olayı ve Samanyolu TV'de bir dizide yayınlanan peygamber görüntülerine ateş püskürdü.
Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı olayları sırasında Kabataş’ta bir kadına saldırılmasıyla ilgili sözlerini yineleyerek, "Kabataş’ta yavrusu ile beraber bir kızımıza yapılan saldırı ile alakalı onun üzerinden oynamaya başladılar. Bunun altında da boğulacaksınız. Sizler adli tıp raporlarını nereye saklayacaksınız" dedi.
(ULUSAL YORUM: Valla Sayın Başbakanım, nereye saklanması gerektiğini siz biliyorsunuz. Yalanı kim söyledi, hangisi gerçek hangisi yalan, bizlerde şaşırdık. Yalan söyleyen ve iftira atanlar Allah’tan bunları nereye saklayacaklar, bunu öğrenmek isteriz.)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Metro Geçiş Köprüsü açılışında yaptığı konuşmada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “CHP Genel müdürü uluslararası bir gazeteye röportaj vermiş. Diyor ki ‘Türkiye kurulduğu tarihten 1071’den bu yana yüzünü medeniyete çevirmiştir’ Türkiye 1071’de mi kuruldu. ‘Bizi bir Ortadoğu ülkesi haline getirmeye çalışıyorlar’ diyor. Bunun neresini düzelteceksin. Seviye bu. CHP Genel Müdürü’nün seviyesi bu. CHP’nin başında 1071’i Türkiye’nin kuruluş tarihi zanneden bir genel müdür var. Cahiliyet diz boyu. Bu şekilde birilerinin gözüne girmeye çalışıyor. Tarih Coğrafya bilgisi, din kültürü ve ahlak bilgisi, siyaset sıfır. Özgüven sıfırın dahi altında. CHP’nin bu ülkeyi nereden nereye getirdiğini herkes biliyor. CHP iş yapmaz. İş yapılmasına da izin vermez” dedi.
(ULUSAL YORUM: 1071 tarihi bize Malazgirt savaşını anımsatıyor. Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş" olarak bilinir.
C.H.P.Genel Müdürü bu savaşın Türklere Anadolu kapılarını açtığını söylemek istedi herhalde. 
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da Sayın Başbakanım o da sizin gibi koskoca Cumhuriyet Halk Partisinin Başıdır. Genel Müdürlük sıfatı çok gerilerde kaldı. Siz de bir zamanlar İstanbul Belediye Başkanı idiniz. Şimdi ise koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  Başbakanısınız.  Bu sözler bizleri üzüyor Sayın Başbakanım)
“TAHLİYE KARARINDAN PARALEL YAPININ BORAZANLARI RAHATSIZ OLDU”
17 Aralık operasyonunda tahliye kararlarına değinen Başbakan Erdoğan, “Dün 17 Aralık dalgası ile alakalı bakın tutuksuz yargılama kararları çıktı birileri rahatsız oldu……..)
(ULUSAL YORUM: Sayın Başbakanım adalet iyi işlediği zaman, suçlu ile suçsuz iyi ayırt edildiğinde, hukuk herkese eşit davrandığında, kimse rahatsız olmaz kanısındayız. Rahatsız olanlarda mutlaka suçluluk duygusu vardır.)
 “BAŞÖRTÜLÜ KIZLARIMIZA SALDIRANLARLA, 
PARALEL YAPI BİRLİKTE HAREKET  EDİYOR”
(ULUSAL YORUM: Başörtülü kızlara kim nerede saldırdı, o meçhul. Paralel yapıdan biz şunu anladık. C.H.P. ile Fettullahçılar  birlikte hareket ediyorlar. Bunların içerisinde Amerika’da var mı acaba!. )
 “HSYK YASASI MECLİSTEN GEÇTİ”
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili düzenlemenin dün gece meclisten geçtiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, “Dün gece sabaha kadar HSYK ile ilgili yasa mecliste kavga gürültü devam etti. CHP’den zaten orada 5-10 kişi var. MHP’den de o kadar. Hamdolsun kadromuz bütünüyle orada ve meclisten HSYK kanunu çıkardılar. Yürüyeceğiz. İnancımızla azmimizle, milletimizin verdiği vekaleti temsil ederek yürüyeceğiz. Bu çözüm sürecini engellemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. İstedikleri iftirayı atsınlar, istedikleri ihaneti yapsınlar. Sevgili peygamberimizi miraçtan indirip kamyona bindirecek kadar ahlaksız bunlar. Değerlerimize ihanet edecek kadar ahlaksız bunlar. Bu millet bunlara asla geçit vermeyecek. Bunlara imkan tanımayacak” dedi.
(ULUSAL YORUM: Mecliste koskoca adamların, üstelik Milletvekili sıfatını taşıyanların, yumruklaşmaları, birbirlerine küfürle saldırmaları hiç hoş değil.
İftira, ihanet ve ahlaksız davranışlar, kimseye yapılmamalı. Hapiste şu an yatan Ordu mensuplarımız ve gazetecilerimiz ihanet ve iftira’ya kurban gitmediler mi? Geniş düşünmek zorundayız Sayın Başbakanım.)
“CHP, MHP, BÜTÜN MARJİNAL ÖRGÜTLER AYNI İTTİFAKTA BULUŞTU”
Gezi olayları sırasında Kadıköy’de duvara yazılan bir yazıdan bahseden Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Kadıköy’de ‘Zulüm 1453’de başladı’ yazdılar. Bunlar bu. Ankara’da bayrağımızı sokakta ateşe verdiler. Bu CHP değil mi yahu seçimlerde Hakkari’ye gidip de mitinginde bir tane Türk bayrağı sallandıramadı. Onun böyle bir değeri yok. Ne kadar manevi değerimiz varsa hep saldırdılar. Bu kadar işte bunlar alçak ve hain. O malum paralel yapı şimdi bunlarla aynı safta. CHP, MHP, bütün marjinal örgütler aynı ittifakta buluştu”
(ULUSAL YORUM: Sayın Başbakanım; Öcalanlı ve PKK bayraklı gösterilerde Türk Bayrağı var mı? Onlarda bu ülke sınırları içerisinde gösteri yapıyorlar. Bayrağımıza, dilimize ve dinimize hep birlikte sahip çıkalım.)
EKONOMİ Bakanlığı görevinden 17 Aralık'ta yapılan yolsuzluk operasyonun ardından istifa eden AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Çağlayan, Mersin Erdemli İlçesi'ndeki toplu temel atma töreninde konuştu. AK Parti milletvekili Nebi Bozkurt temel atılırken edilen okuduğu dua sırasında Başbakan'ın ismini söylemeyi unutunca müdahale Çağlayan'dan geldi.
(ULUSAL YORUM: Çağlayan, yanındakinin kulağına Başbakanı fısıldarken, bu ülkeyi düşmanlardan kurtaran ve sizin TC.Bakanı olmanızı sağlayanlara neden dua ettirmedin. Sizler ekilmiş tohumların üzerinde rahat bir ortam da yatırım yapıyorsunuz. Üstelik yapılan yatırımların parası da sizin cebinizden çıkmıyor. Milletten toplanan vergilerle yapılıyor. Devletin parası ile ahkam kesmek kolay. Kim iktidar olursa olsun, o da devletin kasasından yatırımı yapar. Yıllarca iktidar olanlar yapmadı mı? Mustafa Kemal Atatürk’ün on yılda yaptığı yatırımlara bir bakın. Üstelik o dönemde, yoksulluk ve sıkıntı olağanüstü idi. Dua edecekseniz geçmişe dua edin.
'İLK SEN DUYACAKSIN'
İkili arasındaki görüşmede Rüçhan Bayar, bir soruşturma olması durumunda Sarraf'ın bunu ilk ağızdan hemen duyacağını belirtiyor. Bu konuşmanın yapıldığı gün rapora göre Sarraf, Muammer Güler ile de makamında yüz yüze bir görüşme yapıyor. Bu görüşmeden 3 gün sonra 11 Ekim 2013 saat 19.51'de ise bu kez Sarraf, Güler ile telefonda görüşüyor. Görüşmede Güler'e "Sayın bakanım sadece insanın insan ailesine zedeliyorlar başka bir şey yok" dediği belirtilirken Muammer Güler'in yanıtı ise şöyle oluyor: Abicim hiç sen o konuda sen rahat ol sen rahat ol... Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya... Senin İçişleri Bakanlığı'nda bir şeyin yok MİT'te bir şeyin yok, Mali de bir şeyin yok.
(ULUSAL YORUM: Sayın Bakan, bu görüşme gerçekse mutlaka sizin bu kişiyle sıkı ilişkileriniz var demektir. Keşke siz görüşmeseydiniz. Üst düzeyde olanların ilişkilere çok dikkat etmeleri gerek. Teknoloji çok gelişti, hiçbir şey gizli kalmıyor. 

3 Şubat 2014 Pazartesi

“Fazla söze gerek yok” UYAN ARTIK EY TÜRK MİLLETİ!...

“Fazla söze gerek yok” 
 UYAN ARTIK EY TÜRK MİLLETİ (*)
Zekeriya TÜMER
 21. yüzyıla yaklaştığımız bu günlerde, Türkiye’miz üzerinde son derece tehlikeli oyunlar oynanmaktadır.
Osmanlı’nın ilk kuruluşundan bu yana yıllar geçmesine rağmen halen Osmanlı dönemi geri getirilmek istenmektedir.
Kurtuluş savaşının nasıl kazanıldığını tüm Türk milleti çok iyi bilmesine karşın, bazı kendini bilmezler o günün güç şartlarını inkar ederek, kendi çıkarları uğruna milli kahramanlarımıza dil uzatmaktadırlar.
Orta Asya’dan boylar halinde 9. yüzyılda yayılan Türk kavimlerinin nerelere dağıldıklarını hepimiz bilmekteyiz. Bu boyların bir kısmı da Anadolu’ya gelerek, adım adım ve kanları ile sulayarak bugünkü güzelim vatanımıza sahip olmuşlar ve bu vatanı bize emanet etmişlerdir.
Özü Türk olan nesil bu topraklara yerleşmiştir. Yerleşmiştir ama sonradan gelen bazı etkinlikler nedeniyle de özü Türk olan neslin bazı kesimlerinin bozulmalarına da sebebiyet verilmiştir.
Büyük önder, geçmiş yüzyılımızın dâhisi Mustafa Kemal Atatürk Türklüğün yozlaştırılmak istendiğini çok iyi anlamış ki, her kelimesinde ve her ortamda Türklüğün yüceliğinden bahsederek, en sonunda da Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yılındaki nutkunda da “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” ifadesini kullanmıştır.
Türk ırkı, yapılan bilimsel araştırmalarda da ispatlanmıştır ki, zeki, dürüst, namuslu, saygılı, çalışkan ve cesur bir ırktır. Napolyon “Eğer İranlıların inadı, Türklerin cesurluğu benim askerlerimde olsa dünyayı fethederim” demiştir.
Böyle yüce bir millet bugün kamplara böldürülmekte ve zamanında Çinlilerin yaptıkları gibi, içimize nifak sokarak Türk milleti parçalanmak istenmektedir.
Ülkemizin içinde bulunduğu bu koşullar altında, gerçek Türkler yavaş yavaş, hem ekonomik ve hem de sosyal, kültürel yönden zayıflatılarak, güçsüz durumlara düşürülmektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içersinde yaşayan ve mozaik denilen topluluktan oluşan bu ülkenin kimliği Türk kimliğidir. Türk kimliğini kabul eden insanlarlar bir araya gelmeli ve güç oluşturmalıdır. Birbirimize yardım ederek bizleri zayıf düşürenlere karşı durmalı ve bu ülkenin menfaatleri için çalışmalıyız.
Bugünkü gerçeklere bir göz atalım: Siyasi iktidarlar kendi şahsi çıkarları peşinde koşmaktan, ne halkı ve ne de memleketi düşünemez hale gelmişlerdir. İktidar olma hevesi içerisinde ne yaptıklarını bilmeden hareket etmektedirler. İşte bugünkü durum, seçim atmosferine girildi bile. Şimdi, bu siyasiler tekrar seçilebilmekten başka ne düşünecekler?
Elbette siyasilerimiz içinde de son derece dürüst ve namuslu sağlam Türk karakterini taşıyan insanlar vardır. Ne kadarı bu karakterdedir onu kendi vicdanları bilir. Biz hepsini bu karakterde görmek arzusu içerisindeyiz.
Devlet daireleri, işini bilmeyen ve ülkeye zarar vermeye çalışan, menfaatçi grupların adamları olarak, çıkar peşinde koşan kişiler tarafından yönetilmeye başlamıştır. (Bazı ahlaklı –dürüst-faziletli- memurlarımız hariç)
Ticari hayat yabancıların tekeline her geçen gün artarak girmektedir. Topraklarımız ve devletin şirketleri yabancı sermayelere peşkeş çekilerek satılmaktadır. Bunların neticesi herhalde bu ülkenin yararına olmayacaktır.
Türkün hiçbir zaman Türk’ten başka dostu olmamıştır.
İşte bu şartlar altında bir araya gelerek birlik ve beraberlik içerisinde ekonomik, sosyal, kültürel bir dayanışma içerisinde olmalıyız.
Çalışmalarımızda ülkemize hiçbir şekilde zarar vermemeye, bayrağımıza dinimize, özümüze, Atatürk ilke ve inkılâplarına, yasalarımıza bağlı olmak zorundayız ve mecburuz.

(*) 29 ekim 1998 Mahalli idareler gazetesinde sözün özü köşesinde yayınlandı.