HANCI TAVUKLARI!..
Kılıçdaroğlu'nun “2015 seçimlerinde anlamlı bir oy
kaybı olması halinde bırakırım” şeklindeki sözleri, üzerindeki korkunç
baskının acıklı bir itirafıdır!.. Kemal Bey, ancak CHP'nin alacağı oyların
birkaç puan düşmesi halinde istifa edebileceğini söylemektedir. Demek
ki, görevleri arasında en az bir dönem daha AKP'yi iktidarda tutmak
da vardır!..
Açık söylüyorum: PKK ile pazarlık sürecini,
“barış” adı altında halka yutturmaya çalışan bildiriye destek veren CHP
milletvekilleri:Alaattin Yüksel, Aykan Erdemir, Ayşe Danışoğlu, Binnaz Toprak,
Erdoğan Toprak, Hülya Güven, Hüseyin Aygün, İlhan Cihaner, Kadir Gökmen Öğüt,
Melda Onur, Mustafa Moroğlu, Nurettin Demir, Rıza Türmen, Sena Kaleli, Sezgin
Tanrıkulu, Veli Ağbaba ve bunların benzerleri 2015 genel seçimlerinde aday
gösterilirlerse, Y-CHP'ye kesinlikle oy vermeyeceğim...Kurultay öncesinde
bu açıklamayı ulusal bir görev kabul ediyorum!..
Emperyalist “küresel güçlerin”, Y-CHP'den beklediği görev: AKP'yi
iktidarda tutmak için muhalif olanları oyalayarakdizginlemek olduğu
açık seçik ortaya çıkmıştır... Türkiye'deki karşıdevrimin başarıya ulaşması,
ancak bu şekilde mümkün olabilirdi. Küresel güçlerin Ortadoğu'daki rejimleri yıkma ve
laik Cumhuriyet rejimini tasfiye etmekle görevlendirdiği iki
“başarılı” önemli aktör terfi almıştır. Ellerinde oyuncağa dönen Türk
halkını kolaylıkla yönlendirerek, Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığına, Davutoğlu'nu da
Başbakanlığa çıkartmayı “başarmışlardır”... Emperyalistler, TSK'nın etkisizleştirilmesi ve
CHP'nin ele geçirilmesinden sonra, adım adım hedeflerine
yaklaşmaktadır. “Gezi Direnişi” gibi, toplumsal muhalefeti arkasındansürükleyecek bir
ayaklanma olmadıkça, emperyalizmin önünde ciddi bir engel kalmamıştır...
CHP'nin başından Kılıçdaroğlu ayrılınca, AKP'nin
bir dönem daha iktidar olma olanağını yitireceği ve buna bağlı olarak
karşıdevrimintehlikeye gireceği gün gibi ortadadır. Satılacakların
neredeyse tükenme noktasına gelmesi, yıllar içerisinde ekonomik varlıkların
talanı, yaklaşan ekonomik krizin nasıl atlatılacağı konusunu gündemin
birinci sırasına taşımıştır. Bu durumu en iyi bilen kişi olarak Recep Tayyip
Erdoğan'ın icranın başından ayrılıp, Cumhurbaşkanlığını tercih etmesini,
yaklaşan fırtınadan kaçış olarak değerlendirmek hiç de yanlış değildir... Bu
ateş çemberi içerisinde en önemli görev, doğal olarak halkı yatıştırmak veuyutmakla görevli
muhalefete düşmektedir... Aksi halde, küresel güçlerin Ortadoğu'da kazandığı
bütün mevzileri tehlikeye düşebilir!.. Olup biteni ve yakında
olacakları bu fotoğraf içerisinde değerlendirmek gerekir...
Böyle aciz bir duruma düşülmesine emperyalistler asla izin
veremezler!.. Zaten (B) ve (C) planları da bu nedenle vardır!..
Haziran 2011 seçimlerinden önce “Artışı sağlayamazsam
bırakırım” diyen Kılıçdaroğlu, 2015 milletvekili seçimlerinde, oy oranını bir
kaç puan artırabilse, yerinde kalıp görevine devam edecek. Acaba
neden? Sıkı sıkıya koltuğa yapışması; onursuz bir adam veya koltuk heveslisi
olmasından değil, “görev” bilincinden kaynaklanmaktadır!.. Bu gerçeği artık
görmemiz gerekir... Laik, demokratik Cumhuriyet tasfiye edildikten sonra,
Kılıçdaroğlu'nun oy oranını artırması ne işe yarar? Oy oranını azaltırsa,
bu defa koltuğunu Sezgin Tanrıkulu veya Rıza Türmen gibi PKK'nın onay verdiği
bir isime teslim edebilir!.. Acı ama gerçektir: PKK lideri Abdullah Öcalan'ın “Kemal'e
selam söyleyin” cümlesi, Kılıçların efendisinin görevini ve
hiyerarşideki yerini ayan beyan göstermektedir!..
“6 okun yorumu çağdaş ve evrensel anlayışa göre
yeniden yapılacak” sözlerini söyleyen Kılıçların efendisi, 6 oku hiçbir zamananlamadığını veya
içine sindiremediğini göstermiştir. Her iki halde de durum kötüdür.
Gerçek kişiliğini ve kimliğini gizleyerek Atatürk'ün koltuğunu kalkan olarak
kullanan Kılıçdaroğlu, CHP tabanını aldatarak, küresel güçlerin verdiği
görevi yapmayı kabul etmiştir. Cumhuriyetin nitelikleri ile bire bir örtüşen “6
ok”un “çağdaş” anlayışa göre yorumunu yapmaya kalkışmak, CHP Programı'nın da
iskeletini oluşturan bu ilkeleri çağdışı bulmaktan başka bir anlama
gelmez!.. Büyük olasılıkla programa aykırı eylem ve söylemlerinin kaynağını da
bu anlayış oluşturmaktadır. “6 ok”u çağdışı gören anlayışın, vakit
geçirilmeksizin -hem de tekme, tokat- kapı dışarı edilmesi kaçınılmaz hale
gelmiştir!..
Fazilet Partisi Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun:” CHP'ye
gelme konusunda bende sıkıntı oluşturabilecek CHP'nin geçmişine ilişkin
bagajları olduğunu ilettim. Hatta ben demokrasi ve özgürlüklere ilişkin
savunduğum tüm görüşleri savunup bu konudaki düşüncelerimi iletince, onu benden
daha radikal gördüm” şeklindeki sözleri ise acı ve düşündürücüdür.
Yukarıdaki tespitlerimizi doğrulayan bu açıklamadan anlaşılmaktadır ki,
Abdullah Öcalan'ın Kemal'i, Bekaroğlu'ndan daha iyi Fazilet Partilidir... O
zaman neden başka bir partide değil de Atatürk'ün partisi CHP'nin başında
oturur?!..
Cumhuriyetçilerin elinde siyasi bir parti olmadan,
ne karşıdevrimi tersine çevirmeleri ne de iktidara gelmeleri olanaklıdır. Ne
yazık ki, Alevi kesimin içerisinden seçilen işbirlikçi Kemal, karşıdevrimin
gerçekleşmesi için iktidarın yolundaki tüm taşları temizlemiştir. Rejim süratle
“Suni İslam Devleti”ne doğru yol almaktadır. Kamuoyunda 4+4+4 yasası olarak
bilinen ve eğitim-öğretim birliğini bozan yasaya, “elbette çocuklar
dinini öğrenecek” diyerek muhalefet etmeyen Kılıçdaroğlu, şimdi çocukları zorla
imam-hatipli yapılan Alevi ailelere nasıl hesap verecek, çok merak ediyorum!..
Özetliyorum: 4,5 yıllık Kılıçdaroğlu yönetimi ile geldiğimiz
nokta; “devrimcilik” ilkesini karakteristik temel özelliği kabul eden
Atatürk'ün partisi CHP, karşı devrimcilerin eline geçmiştir!.. Bu el
değiştirme ile birlikte; Cemaatçiler, Kürtçüler, Liberaller ve 2.
Cumhuriyetçiler parti yönetimine taşınmış, gerçek CHP'liler ise sokağa
atılmıştır. Bu süre içerisinde yapılan il ve ilçe kongrelerine genel merkez
ağırlığını koymuş, kurultay delegelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu arada
CHP'nin Program'ı da edepsizce çiğnenmiştir. Bütün bunların adına “yenileşme”
ve “çok çalışma” denmiştir!.. Yerel ve genel seçimlerde dinci ve gericiler öne
çıkartılmış, çoğu aday gösterilerek ödüllendirilmiştir. Bununla birlikte, cumhuriyet
karşıtlığı, “düşünce özgürlüğü” adı altında utanmadan savunulmuştur...
CHP'liler, “6 ok”u benimsemeyen, başka bir ifade ile
Atatürkçülüğü ve Cumhuriyetin niteliklerini özümsemeyen, cumhuriyet
karşıtlarına oy vermeye mecbur bırakılmışlardır... Sağ görüşlüler CHP'ye
yerleştirildikten sonra, aday gösterilmişler ve bu kişilere “tıpış tıpış” oy
vermemiz istenmiştir... Bu gidişle bizden sağ görüşü benimsememiz de
istenirse, şaşırmamak gerekir. Çünkü gidişat o yöndedir!..
Ülkeyi yönetmek için halka sağ görüşlü olmak dayatılıyorsa,
bu konuda zaten yeterince deneyimli sağ partiler var!.. Sonradan dönmelere kim,
neden itibar etsin!..
Kaldı ki, “Yeni” CHP'nin “görev”i vardı, bu yüzden dişe
dokunur bir programı bile olmadı... İktidar partisinin iç çelişkileri nedeniyle parçalanacağı
düşünü kurmak ve bu düş üzerine ulufe dağıtmaya kalkışmak; katır pisliğinden
beslenen hancı tavuğunun yaşam biçimini benimsemekle eş anlamlıdır!..
Yani içerisinde bulunduğumuz ahval ve şerait bu kadar
vahimdir. O bakımdan tek kurtuluş yolumuz kaldı. O da CHP'yi işgalden
kurtarıp, yeniden halkın partisi haline getirmektir... Bu mümkün olmazsa, yeni
parti kurarak yola devam etmek kaçınılmazdır!..
18. Olağanüstü Kurultay'ın önemi de bu noktadadır!..
[From: Cemil Can [mailto:av.cemilcan@gmail.com] Sent: 03
September 2014 07:13 // To: undisclosed-recipients:]
***
BİR YORUM; ELEŞTİRİ VE KATKI:
Kimden: Sefer Tan Tarih: 3 Eylül 2014 13:44 Konu: RE: HANCI TAVUKLARI!..
Kime: Cemil Can <av.cemilcan@gmail.com>
Kimden: Sefer Tan Tarih: 3 Eylül 2014 13:44 Konu: RE: HANCI TAVUKLARI!..
Kime: Cemil Can <av.cemilcan@gmail.com>
Sayın Cemil Can,
‘Bloğunuzda’ bir yazım hatası var sanıyorum; “Geri
Direnişi” aşağıdaki yazınızda olduğu gibi, “Gezi Direnişi” olarak
düzeltilmelidir, kanımca.
“Emperyalistler, TSK‘nın etkisizleştirilmesi ve CHP’nin ele
geçirilmesinden sonra, adım adım hedeflerine yaklaşmaktadır. “Geri
Direnişi” gibi, toplumsal muhalefeti arkasından sürükleyecek bir ayaklanma
olmadıkça, emperyalizmin önünde ciddi bir engel kalmamıştır…”
Ayrıca;
“Sağ görüşlüler CHP’ye yerleştirildikten sonra, aday
gösterilmişler ve bu kişilere “tıpış tıpış” oy vermemiz istenmiştir…
Bu gidişle bizden sağ görüşü benimsememiz de istenirse, şaşırmamak gerekir.
Çünkü gidişat o yöndedir!..”
“…bu kişilere “tıpış tıpış” oy vermemiz istenmiştir…” Sadece
istenmekle kalmamış, bu anti-demokratik dayatma ‘emir büyük yerden’
zihniyetiyle ne yazıktır ki, yerine de getirilmiştir! Dün yapılan yanlışlar,
yarın da yapılabileceklerin garantisi ve göstergesi olmasın….
“Yani içerisinde bulunduğumuz ahval ve şerait bu kadar
vahimdir. O bakımdan tek kurtuluş yolumuz kaldı. O da CHP’yi işgalden kurtarıp,
yeniden halkın partisi haline getirmektir… Bu mümkün olmazsa, yeni parti
kurarak yola devam etmek kaçınılmazdır!.. 18. Olağanüstü Kurultay’ın önemi de
bu noktadadır!..”
... Milleti hala kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye
kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü
kalmamıştır! – Mustafa Kemal Atatürk, Saygıyla,
Sefer Tan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder