Kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2017 Perşembe

"TSK' NIN ŞENGAL OPERASYONU" Yazan: Ahmet Kılıçaslan AYTAR

TSK' NIN ŞENGAL OPERASYONU
Ahmet Kılıçaslan AYTAR
Türkiye, 29 Mart'ta Fırat Operasyonu'nun tamamladığını ilan ettiğinde;
Askeri kaynaklar,Türk ordusunun üç temel hedefini atladığını bildirdi.
1-Operasyon 5 bin km.karelik bir alanda güvenli bölge oluşturmayı hedeflerken sadece 2 bin 200 km.karelik bir alan kontrol altına alınmıştı.
2-Suriye'nin Menbiç kenti, Kürtlerin kontrolündeki Suriye Demokratik Güçlerinin elindeydi.
3-Türkiye sınırları boyunca uzanan YPG güçleri de atılamamıştı...
*
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizi Suriye'de sıkıştıracaklardı. Fırat Kalkanı'yla oyunu bozduk. Irak'ta Sincar,Telafer ve Kerkük'üyle yeni tezgâhlar kuruyorlar. Onları da başlarına geçireceğiz" diyordu.
Nitekim 25 Nisan'da TSK, Irak'ın kuzeyinde Şengal ile Suriye'nin kuzeydoğusunda Karaçok Dağı bölgelerinde PKK'ya ait hedeflere hava harekâtı düzenledi.
*
Türkiye, Rojava'ya hava harekâtının bilgisini 2 saat önceden Genelkurmay'a çağrılan ABD'li ve Rus askeri ataşelere bildirdi.
ABD tepkilidir "Hava saldırılarının gerçekleşmesinden bir saatten daha kısa süre önce bilgi verildi.  IŞİD'e karşı savaşta bir ortaktan ve müteffikten bekleyebileceğiniz türden bir koordinasyon değildi " dedi.
Rusya, "Türkiye'nin IŞİD'e karada karşı koyan Kürt güçlerine saldırdığı, yürütülen bu operasyonun kabul edilemez olduğunu" açıkladı.
İran ise "Hangi hedef ve gerekçeyle olursa olsun ülkelerin ulusal egemenliği ihlali, uluslararası kurallar ve hukuk normlarına aykırıdır. 
Bölgede istikrarsızlığın sürmesi ve güçlenmesine zemin sağlar" dedi...
*
TSK'nın harekâtı, 16 Nisan Referandumu'nun şaibeleri çerçevesinde,
1980 darbesinden bu yana ilk kez Türk demokrasisinin uluslararası boyutta meşruiyetinin ciddi şekilde tartışıldığı sırada gerçekleşti.
Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, muhtemelen ABD veya AB ile ilişkilerde iyi sonuç vermeyen dış politikayı araçsallaştırmaya devam ettiği,
Dikkatleri referandum sonuçlarından uzaklaştırmak için Şengal ile Karaçok Dağı bölgelerine saldırmak gibi tavsiye edilmemiş sınır ötesi maceralara atıldığı biçiminde algılandı...
*
Halbuki PKK ve uzantısı örgütler, Suriye operasyonlarını Afrin- Rojava bölgesi-Irak arasında mal dolaşımını kolaylaştırma öngörüsüyle yapmaktaydı.
Çünkü Rojava bölgesi Kürtleri, Cezire kantonunda ürettikleri tahılı, pamuk, buğday, yağı ve yakıtı Batı Suriye'ye ve Afrin kantonuna göndermek,
Irak'ın Peshkhabur kentine yapılan kuzeydoğu geçidiyle de uluslararası piyasalara ulaşmak zorundadır.
Bu yüzden Şengal, Rojavalı PKK ve uzantısı örgütler için Kuzey Irak Kürt Yönetimi'nden bağımsız hareket etmek ve Irak- İran'a ticaret koridorunda olması nedeniyle stratejik önemdedir.
*
Bu noktada, Suriye Kürtleri daha fazla bağımsızlık isteğine rağmen yakın vadede ekonomik çıkarlarını güvence altına almak için Esad rejimiyle anlaşmalar yapmak konusunda isteklidir.
Nitekim Kürtlerin bu operasyonları yapabilmesi de hâlâ Esad rejiminin iyi niyeti gerekiyor.
Ama Kürtlerin aynı istekliliği;
Bir yanı devletçiliğe, diğer yanı dini mitolojilere ve dini ideolojiye dayanan karmaşık bir yapı olan,
Üstelik bir devlet ya da bir ideoloji olarak nasıl davranacağı bilinmeyen İran'a da gösterme hali;
İsrail ve ABD emperyalizminin tüylerini diken diken ediyor...
*
Çünkü İsrail ve ABD; İran'la karşı karşıya kalırlarsa Orta Doğu'yu herkese kaybedeceklerini,
Tahran'a Irak, Suriye ve Lübnan'da yerleşim vermek zorunda kalacaklarını,
Halbuki ideolojik rejimlere yerleşme imkanı verilirse, onların daha fazla şey kazanmak için iddialarını savunmaya devam edeceklerini,
Sonuçta bölgede onlarca yıldır devam eden çatışmalar ve savaşlara yeni bir yol daha açılacağını düşünüyor. 
*
O yüzden İsrail ve ABD emperyalizmi, Orta Doğu'da sürdürülebilir istikrarlı bir statükonun oluşturulmasında;
İran ve Suudi Arabistan'ın siyasi alanda yaşadıklarından,
Sünni Araplar ile Şiiler arasında bölgesel bir anlaşmaya varmanın çok uzağında olunduğu gerçeğinden hareket ediyor.
*
Bu bakımdan,
1-İsrail'in kumandasında ve Arap Ligi himayesinde NATO uzantısı ortak bir Arap Savunma Ordusu,
2-Terörle mücadeleye yönelik Suudi Arabistan merkezli ve nüfusunun çoğunluğu Sünni Müslüman ülkeler arasında savunma paktı benzeri bir koalisyon oluşturulmuştur.
Bu suretle;
1-İsrail'in çıkarlarına hizmet eden Sünni Arap ülkelerinin tutum ve politikalarında ortaklık sağlanmıştır.
2-Suudi Arabistan'ın, İran'ın Şii hilâliyle yayılma stratejisine karşı Şiiliğin bulunduğu her yerde etki alanını arttırması ve Şiiliğin yayılmasına karşı kalkan oluşturmasının önü açılmıştır.
3-Ortadoğu'daki güç merkezi Suudi Arabistan ve İran arasında dağıtılırken, bölgede Sünni Arap ülkeleri ordusunun gerektiğinde doğrudan doğruya Şii İran ordusuyla karşı karşıya kalması öngörülmüştür.
*
Şimdi ABD Başkanı D.Trump, Rojava ile ilişkileri yeniden şekillendiriyor.
ABD, mevcut Rakka operasyonu ve devamında Kürtlerle birlikte İŞİD'e karşı savaşmayı taktik açıdan mantıklı bulsa da,
Bir süre sonra Kürtlerin sırtından İran'ın bölgede yerleşmesi olasılığının dahi stratejik açıdan zararlı olacağını düşünüyor.
İŞİD'e karşı tek etkili güç olan PKK uzantısı YPG/PYD'ye alternatif olarak, ABD askerleriyle güçlendirilecek Sünni Arap güçlerinin öne sürülmesi öngörülüyor.
*
Nitekim Türkiye ki; NATO uzantısı kurulan ortak Arap Savunma Ordusu'nun bir üyesidir.
Tahran'ın "Şii Hilali"yle Rojava'da olası yayılma stratejine karşı,
Irak'ta Şengal ve Suriye'de Karaçok Dağı bölgelerinde PKK'ya ait hedeflere hava harekâtı düzenlemiştir.
Bu suretle Washington, İŞİD'le mücadelede öncelik verdiği  YPG/PYD  ile birliktelik sürecinde Ankara ile ilişkilerin gergin kalması taktiğine son vermiştir.
Türkiye ise  PKK ve YPG/PYD ile mücadelede ABD'ye yük getirmeyeceğinin mesajını vermiş bulunuyor. 
*
Sonsöz;
1-İsrail'in askeri stratejisi gereği, İsrail'in çevresinde güvenli bir bölgenin oluşturulmasında; Türkiye vasıtasıyla İran'a bir güç gösterisi yapılmıştır.
2-İsrail'e en uzak mesafedeki füzelerin bertaraf edilmesi için düşman devletler sınırları ötesinde koruma daireleri oluşturulması esasına yönelik olarak da;
İşte Kuzey Irak'ta Bağımsız bir Kürt Devleti'nin yolu açıktır.
3-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İslamcı Cihadizm'in önderi değil bir demokrat olmasını düşünmek boştur.
4-PKK ve uzantısı terör örgütlerinin sonu görünüyor.
5-Rusya, şu dakikada İslamcı Cihadizm ideolojisi ve bu ideolojiden neşet eden terör örgütlerinin yok edilmesinde ABD ile stratejik ortaktır. 
6-ABD Temsilciler Meclisi ve Senato'da  kabul edilen "İran Yaptırımlar Yasası"nın 10 yıl daha uzatılması kararı doğrultusunda İran'ın tecridi güçlenerek sürüyor. // 28.4.2017

18 Aralık 2015 Cuma

KÜRT YAHUDİLER/1‏. ve 2. Bölümler, CESUR YORUM // Hayrettin Yurtöven - (Derleme: Cemal Polat)

KÜRT YAHUDİLER/1‏
CESURYORUM GRUP 
(24.11.2015) 
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından kısa bir süre sonra Azerbaycan'a gitmiştim...
Orada çok enteresan insanlarla tanıştım.
Ama bir tanesi beni çok şaşırtmıştı.
Çok güzel Türkçe konuşan bu kişiye ne olduğunu sorduğum zaman "Ben ERMENİ KÜRDÜ'yüm" demişti?!
O dönemde cahildim, hayret içerisinde "Yahu, Ermeni Kürdü olur mu, ya Ermeni'sin, ya da Kürt" dediğimde, yine gülerek "Yok, ben ERMENİ KÜRDÜ'yüm" diye tekrarladı.
Öyle kala kalmışım!
Bir süre sonra Erzincanlı bir genç kızla karşılaştım.
O daha da enteresan bir şey söyledi.
Dedi ki:
"Bizim oralarda Kürt dendi mi, akla ERMENİ gelir..."
Neden, diye merak ettim.
Biraz araştırma yapınca ÜÇ grup tesbit ettim.
"Kürtler ya ERMENİ, ya ARAP, ya da TÜRK soyundan; saf kürt diye bir şey yok!"
Şaşırtıcı, değil mi?!
Pek aklın alacağı gibi görünmüyor?!
Ama 2005'te İBRAHİM TATLISES, kalkıp da, "Ben ARAP asıllı Kürd'üm" demez mi?!
Bir de TABERÎ'nin, bundan en az 1300 yıl öncesinde, Hz. ÖMER'in oğlu Abdullah'a ait birKÜRT tanımını hatırlayalım:
"KÜRTLER, FARSLARIN GÖÇEBE ARAPLARIDIR.
Onlardan biri Nemrud'a, İBRAHİM'i ateşte yakmasını tavsiye etmiştir."
Hem FARS, (Yani ACEM, yani İRANLI), hem ARAP, hem de KÜRT!
Gel de, çık işin içinden!
Halbuki açıklaması basit ve FİRDEVSÎ'nin tanımında gizli...
FİRDEVSİ, zalim İran hükümdarı DEHHAK'ın beynindeki ura deva olsun diye, her gün çeşitli milletlerden seçtiği iki kişiyi öldürüp beyinlerini çıkartıp kafasına sürdüğünü anlatır...
"İki iyi niyetli adam" çıkar, DEHHAK'ın öldürmek üzere seçtiği gençlerden birini öldürüp, diğerini serbest bırakırlar, onun yerine bir koyunu kesip beynini kullanırlar.
İşte bu noktada FİRDEVSÎ, bu "iki iyi niyetli adam"ın kurtarıp dağa kaçırdığını insanlarla ilgili şöyle bir tarif verir:
"ZAMANLA KİMİN NESLİ OLDUKLARI BELLİ OLMIYAN BU GENÇLERİN SAYISI 200'Ü BULDU!
İŞTE BUGÜNKÜ KÜRT KAVMİNİN ASLI BUNLARDAN TÜREMİŞTİR Kİ, BUNLAR MAMUR ŞEHİR NEDİR BİLMEZLER!
BUNLARIN EVLERİ ÇÖLLERDE KURULMUŞ ÇADIRLARDAN İBARETTİR.
KALPLERİNDE HİÇ TANRI KORKUSU YOKTUR!"
KİMİN NESLİ OLDUĞU BİLİNMEYEN insanlara zamanla Kürt denmiş!
Biraz bu ifadeyi yorumlarsak, kendi toplumundan bir şekilde kopmuş, dağlara, çöllere kaçmış, genelde aşiret halinde, göçebe olarak çadırda yaşayan kişiler, diyebiliriz.
ERZİNCANLI kız, "ÜÇ GRUP" demişti: ERMENİ, ARAP, TÜRK...
Hz. ÖMER'in oğlu ABDULLAH bir tane daha ekliyor: FARS.
İSRAİL kaynaklarına dayanan AYTUNÇ ALTINDAL da YAHUDİ KÜRTLER'i ekliyor:
Etti BEŞ GRUP!?
Yani Kürtler bir MİLLET değildir!
Kendi milletinden kopmuş insanlardır!
İşte onun içindir ki, onları birleştirip bir millet oluşturmak mümkün değildir.
Çünkü Kürtler kendi aralarında birbirleriyle kaynaşamazlar!
Kaynaşmadıklarını, hatta Irak'ta birbirleriyle savaştıklarını gördük!
Aynı dili konuşmazlar!
Konuşmadıklarını TÜRKİYE'de gördük.
AVRUPA BİRLİĞİ'nin baskısı ile "kürtçe" yayına başlayan TRT'yi bir kısmı anladı, bir kısmı anlamadı?!
Aslında bazen birbirine komşu iki köy bile anlamaz!
Üstelik KÜRT kelimesi bile Kürtçe değildir!
ARAPÇA, FARSÇA falan da değildir.
Öz-be-öz TÜRKÇE'dir!
TÜRKLER'in DAĞLIK, KARLI bölgelerde yaşayan bir TÜRK OYMAĞI'nın adıdır!
Onun içindir ki, GÜNEYDOĞU ANADOLU'nun sarp dağlarla kaplı bölgesinin adı KÜRDİSTANolmuş, bu bölgede yaşayan insanlara da KÜRT denilmiştir!
Kürtler eskiden kendilerine "Kürt" demezlerdi?!
Bu ad onlara başkaların verdiği addı.
Onlar kendilerini, DIMILLI, KURMANÇ diye adlandırırlar, aşiret adı verirlerdi.
Ne zamanki emperyalist Batılılar TÜRKİYE'yi bölmek ve bölgeyi karıştırma gayretine girdiler, bölgede bol para dağıtmaya başladılar, kaçaklara, teröristlere özel imtiyazlar tanıdılar, Kürt olmak makbul oldu.
Ama biz şimdi bunlardan değil, sadece YAHUDİ KÜRTLER'den bahsetmek istiyoruz...
Bu konuda AYTUNÇ ALTINDAL'dan başka YALÇIN KÜÇÜK de kitaplarında açıklamalarda bulunmuştur.
EŞREF GÜNAYDIN ise YAHUDİ KÜRTLER diye bir kitap yazmıştır.
Herşeyden önce YAHUDİ ve MUSEVΠkelimelerine açıklık getirmek gerekir.
YAHUDİLİK bir ırka mensubiyeti, MUSEVİLİK ise bir dine bağlılığı ifade eder.
YAHUDΠkelimesi, Hazret-i İBRAHİM'in torunu Hazret-i YAKUB'un oniki oğlundan biri olanYAHUDA'dan gelir.
HAZAR TÜRKLERİ, bilindiği gibi YAHUDİ değillerdir, MUSEVÎ'dirler.
FALAŞALAR, yani HABEŞİSTAN (ETOPYA) zencileri YAHUDİ değildirler, ama MUSEVİ'dirler.
Ama Kürtler için durum biraz daha karışıktır.
Bir kısmı YAHUDİ KÜRDÜ'dür, bir kısmı da MUSEVÎ KÜRT'tür.
Peki, böyle bir durum nasıl oluştu?!
TALMUD'a göre ASUR kralı SALMENESER tarafından M.Ö.721-715 yılları arasındaFİLİSTİN'den sürülen YAHUDİLER'in on kabilesi, KUZEY IRAK'ın dağlık bölgelerine kaçtılar.
Oralara yerleştiler.
Bugünkü ERBİL şehri Milad'dan önceki birinci yüzyılda onların merkezi oldu.
Bir iddiaya göre burada bir devlet kurdular.
YAHUDİLER bölgede güçlenince çevrede yaşıyan bazı insanlar MUSEVΠoldular.
Bu insanlar o dönemde İBRANΠve ARAPÇA'nın karışımından oluşan AR MΠkonuşuyorlardı.
M.Ö.604-561 yılları arasında ASUR ülkesini fetheden BABİL KRALI NABUKADNEZARsayesinde bu yahudilerin büyük kısmı FİLİSTİN'e döndüler, bir kısmı da BABİL'e, bugünküBAĞDAT'a yerleşti.
Bir kısmı da KUZEY IRAK'ta kaldı.
Bunların bir kısmı GÜNEYDOĞU ANADOLU'ya kaydı.
30-40 yıl öncesine kadar VAN-HAKKARİ arasındaki BAŞKALE ilçesinde Kürtler'in "elbak", Ermeniler'in "hamadakert" dedikleri kerpiç evlerde yaşayan YAHUDİ KÜRTLER, ARAMÎkonuşurdu.
Kuzey Irak’ta asırlardır “Tat” diyalekti ile konuşan, ticaret ve küçük zenaatlarla uğraşan, bir çok kasaba ve köyde Yahudiler’e rastlanmakta idi.
1897'de toplanan Siyonist kongresinde Yahudi ırkının üstünlüğü, NİL'den FIRAT'a kadar bütün bölgenin İSRAİL olmasını, ve dünya hâkimiyetini hedefleyen PROTOKOL'u açıklayanTHEODOR HERZL, YAHUDİ KÜRTLER ile temasa geçen ilk YAHUDİ önderdir.
1947'de İSRAİL devleti kurulunca, IRAK'taki Kürtler'le teması arttırdı.
Büyük miktarda YAHUDİ KÜRDÜ, İSRAİL'e göç etti.
Sonradan MOSSAD ilk başkanı olan Reuven Zoslanski bir ajan olarak IRAK'a gitti, orada üç yıl kaldı.
Ali Bedirhan ile işbirliğine girdi.
Bir kahraman olarak sunulan Bedirhan, İSRAİL Dışişleri Bakanlığı'na bir rapor vererek"Dürziler, Maruniler ve Kürtler'in İSRAİL'in tabii müttefiki olduğunu" iddia etmiş veİSRAİL'den kendi bölücü faaliyeti için yardım istemiştir!
İSRAİL devleti de, 1961'de isyan eden Kürtler'e, 1963 yılından itibaren yardıma başlamıştır.
"İSRAİL ve IRAK'taki KÜRT Sorunu" adlı kitabın yazarı Amaltzia Baram, "1963 yılında MOSSAD başkanı General Meir Amit'in, İran istihbarat örgütü SAVAK'ın başkanı ile görüşerek KUZEY IRAK'taki Kürtler'e silah gönderme konusunda anlaştıklarını"belirtiyor!
Böylece YAHUDİ-KÜRT işbirliğine İRAN da katıldı.
Müslüman bir ülke, başka müslüman bir ülkenin devletine karşı, YAHUDİ ile birlikte vatan hainlerini desteklemiş oldu.
1965 yılında Bedirhan ile dönemin İSRAİL Savunma Bakan Yardımcı olan Şimon Peresarasındaki bir anlaşma sonucu, İSRAİL istihbaratının en gözde elemanlarından olanTuğgeneral Tsuri Saguy, Albay Arik Regev ve Yarbay Haim Levakov KUZEY IRAK'a gidip, üç ay boyunca isyancıları eğitip isyanda danışmanlık yaptılar.
Aynı yıl içinde MOSSAD'ın ileri gelenlerinden David Mimche başkanlığında bir grup ajan gelerek isyancı Kürtler'le bir görüşme yaptı.
Bu ajanların arasında sonradan bakan olan Aryeh Lova Eliah da vardı.
Eliah, Molla Mustafa Barzani ile görüştü, isyancı Kürtler'e silah, para ve teknik yardım vaadetti.
Bu desteği alan Mustafa Barzani, 1966 yılında IRAK ordusuna karşı büyük bir saldırıya geçti.
İş bu kadarla da kalmadı...
1966 Ağustos ayında İSRAİLLİ bir kadın ajanın ayarladığı bir IRAKLI pilot,SOVYETLER Birliği'nin bölgede ARAPLAR'ı güçlendirmek için verdiği MİG-21 uçaklarından birini isyancı Kürtler'in desteği ile TEL AVİV'e kaçırdı!
Böylece hem İSRAİL, hem de ABD, SOVYET uçak teknolojisi hakkında bilgi sahibi oldular.
Samuel M. Karz, "Soldier Spies" isimli kitabında, "İsyancı Kürtler'e su gibi para akıtan, liderlerine aylık 50.000 dolar para ödeyen İSRAİL DEVLETİ'nin, MİG-21 uçağını kaçıran hain pilot Redfa'nın tüm ailesinin IRAK dışına çıkarılmasını da Kürtler'e ihale edildiğini"yazıyor!
Bu olayın filmi yapılmış ve TÜRKİYE'de "GÖKLERDE VURUŞANLAR" adıyla gösterime girmiştir.
Yani Kürtler, sadece bağımsızlık iddiası ile kendi devletlerine isyan etmekle kalmamışlar, aynı zamanda o devletin düşman İSRAİL karşısında zayıf duruma düşmesine sebep olmuşlardır.
Mustafa Barzani Eylül 1967'de İSRAİL'e gitti.
Dönemin Savunma Bakanı Moşe Dayan'a bir Kürt hançeri ile birlikte "KERKÜK petrollerinin nasıl vurulabileceğine dair" planları verdi.
1969'da bu planlar doğrultusunda ve MOSSAD-BARZANİ işbirliği ile KERKÜK rafinerileri bombalanarak işlemez hâle getirildi.
Aynı uygulama ikinci IRAK savaşı (2003) sonrasında KERKÜK-YUMURTALIK boru hattına yapılmakta, İSRAİL ajanları ve Kürtler sık sık bu boru hattını bombalayarak IRAK petrolününTÜRKİYE'ye değil, İSRAİL'deki HAYFA limanına akmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.
Mustafa Barzani 1973 yılında tekrar İSRAİL'e gitti.
Bir YAHUDİ KÜRDÜ olan David Dayan'ın evinde kaldı.
Daha sonra MOSSAD başkanı Zwi Zamir KUZEY IRAK'a giderek Barzani'yi ziyaret etti.
Bağdat idaresine yapılan saldırıların arttırılması karşılığında her ay verilen 50.000 dolara ek 50.000 dolarlık başka ödemeler yapıldı.
A. CEM ERSEVER, kitabında "Talabani'nin beş para etmez bir aşiret reisi olduğunu ve TURGUT ÖZAL'ın sayesinde adam sayıldığını" yazar...
Aynı şekilde KUZEY IRAK'taki belli başlı 24 aşiretten biri olan, sıradan BARZANİ aşiretinin bugünkü konumuna gelmesi, o dönemde İSRAİL'in verdiği destek ile 1991'den sonra ABD'nin verdiği destek sayesindedir!
İSRAİL ve ABD'nin amacı MUSUL-KERKÜK petrol bölgesinin SELÇUKLULAR döneminden beri gerçek sahibi olan TÜRKMENLER'i, yani TÜRKLER'i saf dışı bırakıp, orada İSRAİLdenetiminde bir uyduruk Kürt devleti kurmaktır.
AYTUNÇ ALTINDAL, "Halen İSRAİL ile ilişkileri BARZANİ'nin yanında olan Sami Abdurrahman sağlıyor" demektedir.
Bunları niye uzun uzun anlattık?!
Bölücü Kürtler'in hararetle destekleyip örnek aldığı, saf Kürt kökenli vatandaşlarımızdan bir kısmının da sempati duyduğu KUZEY IRAK'taki "Kürt hareketi"nin aslında bir YAHUDİ oyunu olduğunu, Kürtler'in aslında bağımsız bir devlet falan kurmadıklarını, para ve menfaat karşılığında, içinde yaşadıkları devlete ihanet, o devletin amansız düşmanlarına da uşaklık ettiklerini göstermek için!?
(Devamı var)
***
KÜRT YAHUDİLER/2‏
CESURYORUM GRUP 
(25.11.2015)
Gelelim YAHUDİ KÜRDÜ meselesine...
Tarihçi AHMET UÇAR ve AYTUNÇ ALTINDAL,  BARZANİ ailesinin YAHUDİ kökenli olduğunu belirtmektedirler.
Bunu da OSMANLI arşivlerinde bulunan bir belgeye dayandırmaktadırlar!
ALTINDAL konuyu çok eskiden beri bildiğini, hatta 1970'lerde bu konuda bir makale yazdığını söyler.
Bu belgeye göre 1856 senesinde SALLUM BARZANΠadlı bir YAHUDİ haham, MUSUL'danSELANİK'e, oradan da KUDÜS'e sürülmüştür!
Bu kişi, BARZANİ ailesinden yetişmiş pek çok YAHUDİ hahamdan sadece biridir...
Ama YAHUDİ KÜRTLERİ'nin varlığı sadece bu iki kişi tarafından dile getirilmiş değildir.
1992 yılında yayınlanmış olan "The Folk Literature of Kurdistani Jews: An Anthology - Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı Antolojisi" bu konuda kaynak kitap hüviyeti taşır.
Yazarı bir YAHUDİ KÜRDÜ olan Profesör Yona Sabar'dır ve kendisi Kaliforniya Üniversitesi'nde görev yapmaktadır.
Bu kitaba göre;
"16. ve 17. yüzyılda KUZEY IRAK'ta yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri BARZANİ ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu YAHUDİ eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti.
Öyle ki, başta MISIR olmak üzere, Ortadoğu'nun çeşitli yörelerinden buraya öğrenciler geliyordu.
Haham NATHANEL BARZANİ çoğunluğu elyazması olan büyük bir kütüphaneye sahipti.
Bu kitaplar yine haham olan oğlu SAMUEL BARZANİ'ye miras kalmıştı.
En enteresanı sapıtmış AMERİKAN YAHUDİLERİ tarafından kabul edilen ilk KADIN haham da, bu Samuel'in kızı ASENATLI BARZANİ idi!"
Kitabın yazarı Yona Sabar, kendisiyle irtibat kuran Eşref Günaydın'a, "BARZANİ ailesinin kurucusunun 16. asırda yaşamış olan haham SAMUEL BARZANİ (ölümü 1630) olduğunu, ailenin daha sonra MUSUL, ERBİL, KERKÜK civarlarında etkili olduğunu, ancak BARZANİ adı taşıyan her aileyi YAHUDİ saymamak gerektiğini" belirtmiştir.
Ancak bölgede BARZANİ adı taşıyan başka bir aile yoktur ki!
Şu halde günümüz BARZANİ ailesinin aslında YAHUDİ olduğundan en ufak bir şüphe duymamak gerekir.
Bugün İSRAİL'de yaşayan YAHUDİ KÜRTLER'in arasında BARZANİ soyadı oldukça yaygındır.
İSRAİL devleti kurulmadan önce MOŞE BARZANİ bir militan olarak LECHİ yeraltı örgüne mensuptu ve gözaltında iken bir el bombası patlatarak intihar etmişti.
Moşe Barzani IRAK'ta doğmuş, FİLİSTİN'e göç etmiş ve orada ölmüştü(1947).
Ancak SABATAY SEVİ'nin takipçileri "dışı müslüman, içi yahudi" dönmeler gibi, bölge yahudilerinden bir kısmı menfaat açısından müslüman görünmeyi daha uygun bularak zahirde din değiştirmişler, hatta Nakşibendi tarikatına intisap etmişlerdir.
Bu tür aileleri Kürtler bilir, ve onlara "binemal cuhi" derler, yani YAHUDİ KÖKENLİ!
Bu aileler HAKKARİ'de de vardır, IRAK'taki BARZAN bölgesindekilere "birker" denir.
Müslüman görüntülü BARZANİ ailesinden Şeyh Mehmet, 1700'lerde Nakşibendi tarikatının lideri olmuş, 1800'lerde bir başka Şeyh Mehmet Nakşibendiler arasında sivrilmiştir.
Ama bu bir şey değiştirmez.
OSMANLI şeyhülislamları arasında dahi dönme (YAHUDİ) olanlar vardır!
YAHUDİLER kılıktan kılığa girmekte ve insanları kandırmakta çok ustadırlar.
Zaten Kürtler'in ancak %60'ı müslümandır, onlar arasında gerçek müslüman ne kadardır,ALLAH bilir!
Kendi de bir Kürt ayırımcı olan FAİK BULUT, "Filistin Rüyası" isimli kitabında "İSRAİL'de KÜRTÇE KONUŞAN YAHUDİLER"den bahseder.
Bu kişinin "HORASAN Kürtleri" diye bir kitabı vardır ki, bölgeye GURİSTAN adını vermişGUR TÜRKLERİ'ni "kürt" yapar!
Ama Kürtler'in Anadolu'dan ta HORASAN'a nasıl gittiğini açıklamaz?!
A. MEDYALI isimli kişinin de "Kürdistanlı Yahudiler" diye bir kitabı vardır.
(Berhem Yayınları, Ankara, 1992)
YALÇIN KÜÇÜK kitaplarında YAHUDİ KÜRTLER'den bahseder, "İSRAİL'de 150.000 kadar YAHUDİ KÜRDÜ olduğunu ve aralarından bakanlar bile çıktığını" yazar.
ABDULLAH BİLİCİ de İSRAİL'de YAHUDİ KÜRDÜ Moti Zaken ile yaptığı röportajı AKSİYONdergisinin 291. sayısında yayınlamıştır.
Moti Zaken babası ZAHO doğumlu, sonradan İSRAİL'e göç etmiş.
MUTİ ZAKEN, İSRAİL-KÜRT LİGİ'nin kurucusu.
Aynı zamanda Netanyahu ve Barak hükümetlerinde danışmanlık yapmış.
İSRAİL'de 150.000 YAHUDİ KÜRDÜ olduğunu söylüyor.
1970'lerde İşçi partisinden iki YAHUDİ KÜRDÜ, KNESSET denen YAHUDİ meclisine girmiş.
Lukud Partisi'nden de bir bakan ve bir milletvekili çıkarmışlar.
1996-1999 yılları arasında Savunma Bakanı olan emekli general İZAK MORDEHAY da YAHUDİ KÜRDÜ idi.
Utah Üniversitesi'nde görev yapan HASAN KÖSEBALABAN'ın da bu konuda bir makalesi var.
O da "İSRAİL'in Kürtler'in tümünü M.Ö.723 yılında bölgeye göç eden YAHUDİ kabilelerin soyundan geldiğine inandırarak KUZEY IRAK'ta bir nüfuz alanı oluşturmayı amaçladığını" belirtiyor.
Ancak "YAHUDİ KÜRTLER'in kendilerini MÜSLÜMAN KÜRTLER'den daha çok YAHUDİLER'e yakın hissettiğini" de ekliyor.
Maalesef bu TÜRKİYE'nin de problemi, bizim dönmelerimiz de, (yani dışı MÜSLÜMAN-TÜRK, içi-özü YAHUDİ) kendilerini yüzyıllardır bağrına basan MÜSLÜMAN TÜRKLER'i, TÜRK DEVLETİ'ni bir kenara bırakıp; İSRAİL'e, ABD'ye, AB'ye, yani YAHUDİLER'e veHRİSTİYANLAR'a hizmet etmektedirler!
Kürt bölücüler de öyle...
Şimdi bu YAHUDİ KÜRDÜ tesbitimiz bazılarına inandırıcı gelmeyebilir.
Ancak KEVIN BROOK adlı araştırmacının internet sitesinden öğreniyoruz ki, elde 2001 yılında YAHUDİ, ALMAN ve HİNTLİ bilim adamlarınca yapılan bir araştırma var.
Amaç kimin SAMÎ, kimin HİNT-AVRUPAΠkökenli olduğunu tesbit etmek...
Araştırma için SEFERAD YAHUDİLERİ (FİLİSTİN kökenli, daha çok İSPANYA'ya göçmüşYAHUDİLER), EŞKENAZ MUSEVİLERİ (daha çok HAZAR TÜRKÜ kökenli ASYA VE DOĞU AVRUPA MUSEVİLERİ), MÜSLÜMAN KÜRTLER, FİLİSTİNLİ ARAPLAR ve FİLİSTİN'in güneyinde yaşayan BEDEVİLER'den 526 adet Y-KROMOZOMU toplanmış.
Daha sonra araştırmaya RUS, BEYAZ RUS, POLONYALI, PORTEKİZLİ, İSPANYOL, ARAP, BERBERÎ, ERMENİ ve TÜRK deneklerden alınan 1321 örnek dahil edilmiş.
Sonuç şaşırtıcı?!
KÜRTLER ve YAHUDİLER binlerce yıl öncesinde ORTAK bir BABA'dan geliyorlar!
Diğerleri ile böyle rabıta kurulamıyor!
Yine başka bir internet sitesi, ISRAELI-KURDISH FRIENDSHIP LEAGUE, MOTİ ZAKEN'in bahsettiğimiz makalesini veriyor.
Tarayıp bulabilirsiniz.
Netice itibariyle, biz Kürt kökenli vatandaşlarımızın YAHUDİ oyunlarına gelip, YAHUDİ veAMERİKAN uşağı olmasını istemiyoruz.
Kendilerini onbinlerce yıllık TÜRK tarihinin ve benliğinin bir parçası gibi hissetmelerini istiyoruz.
Bütün çabamız bunun için...
DİP NOT:
AHMET CEM ERSEVER
1950 Erzurum doğumlu, Kerkük Türkleri’ndendir.
Resmi adı İstihbarat Grup Komutanlığı olan, halk arasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Jandarma subayı.
Ersever, Güneydoğu Anadolu’da PKK ile yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer almış, silahlı çatışmalara bizzat katılmış, tüm faaliyetleri yönetmiş, PKK’ya yardım ve yataklık eden kişi ve guruplarla mücadele etmiş, bu faaliyetleri tam yetkiyle ve Komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürütmüştür.
Mücadelesinde PKK'nın tarihini yazacak kadar derinlere inen Cem Ersever PKK ve Gladıo arasındaki bağ ile İsrail ve ABD'nin desteklerini, PKK içindeki ermeni eliti Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'e bildirmiş; Eşref Bitlis  bu konuda açıklama yapılamadan uçağına düzenlenen sabotajla şehit edilmiştir.
Ersever ile Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu arasındaki ilişki olduğu ve Ersever’in Velioğlu’ndan çok iyi istihbarat aldığı, avukatı Emin Emir (MHP’nin eski lideri Alparslan Türkeş’in de avukatı) tarafından ifade edilmiştir.
Özellikle 1989-1990 yıllarında bu ikilinin çok sık görüştüğünden bahseden bahseden Emir, Ersever’in o dönem ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesiyle hareket ettiğini ve ayrıca Hizbullah’ın devlet tarafından kurulduğuna dair Ersever’den herhangi bir şey duymadığını da belirtmiştir.
Ersever, Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın’a yaptığı açıklamalarda, Yeşil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis‘in kuşkulu bir uçak kazasında ölümünden bir ay kadar sonra, binbaşı rütbesindeyken, 17 Mart 1993′de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti.
İstifa mektubunda “Güneydoğu’da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir” diyor ve yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu.
Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla“Üçgendeki Tezgah” ve “APO-PKK-Kürtler” isimli kitapları yazmış, ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü.
İşadamı Alparslan Ertuğ ile ilişki içindeydi ve eğer kendisine birşey olursa Güneydoğu’dan tanıdığı Hanefi Avcı‘ya haber vermesini istemişti.
Ersever, Aydınlık gazetesine anlattıklarıyla ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993′te Ankara’ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
1 Kasım’da Ankara Çamlıdere’de sevgilisi Neval Boz’un, 2 Kasım’da Ankara Polatlı’da itirafçı Murat Demir’in ve 4 Kasım 1993′de Ankara Elmadağ’da Ahmet Cem Ersever’in cesetleri jandarma tarafından bulundu.
Birbirlerini tanıyan bu üç kişiyi kimlerin öldürdüğü bir sır olarak kaldı.
Hayrettin Yurtöven
Pfarrer-Autsch-Straße 31
55126 Mainz
Tel.: 0049 (0)6131 471582
(Derleme: Cemal Polat)