Kerkük’ün Türk Kimliği ve Tarihi Gerçekler
Ali Kerküklü (Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük Kitabının
Yazarı)
Yıkılmadan Önce
Irak Türkmenlerin Simgesi Kerkük Kalesinden Bir görüntü
Irak, tarih boyunca pek çok medeniyete beşiklik eden bir ülkedir. Örneğin M.Ö.
5000 yıllarında Sümerlerin, 2750’lerde Akadlar’ın, 2000 dolaylarında
Asurluların, 1171 yıllarına kadar da Babilliler’in yurdu olan Mezopotamya,
M.S. Romalılar ve Sasanilerin elinde kalmıştır. 7. yy.’da Mezopotamya
Müslümanların akınlarına sahne olmuş ve 637 yılında bölgenin tamamı
İslam idaresine bağlanmıştır. Sırasıyla Emevi Devleti, Abbasi Devleti,
Selçuklu Devleti, Musul ve Sincar Atabeyliği, Erbil Atabeyliği, Celayirliler
Devleti, Karakoyunlu Devleti, Akkoyunlu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu
Irak’ta hüküm süren devletler oldular. Irak I. Dünya savaşına kadar
Osmanlı idaresinde kaldı.1918 Kasım ayında bölgenin tamamını işgal
eden İngiltere’nin nezaretinde 1921 de Irak devleti kuruldu.
Görülgüğü gibi tarih boyunca bölgede Kerkük’ü içine alan hiçbir zaman ne
bir Kürt devleti nede beyliği kurulmuştur.
Bölgede Türkler tarafından
kurulan Türkmen devlet ve beylikleri şunlardır:
a. Irak Selçuklu Devleti 1118-1194
b. Atabeylikler
(1) Musul Atabeyliği 1127-1233
(2) Erbil Beyliği 1144-1233
c. İlhanlılar Devleti 1258 -1339
d. Celayirliler Devleti 1339 -1410
e. Karakoyunlu Devleti 1411 -1468
f. Akkoyunlu Devleti 1468 -1508
Bu dönemden sonra 1918’e kadar Osmanlı İmparatorluğu Irak’ta hüküm sürmüştür.
Irak’ta Türk hâkimiyeti 900 yıldan daha fazladır. 400 yılı kesintisizdir. Yani
Kürtlerin, Kerkük’ün tarihi bir Kürt kenti olduğu iddiası bir hayal ve
safsatadır. Bunu ben söylemiyorum tarih söylüyor.
Irak’ta Türk Kimliğini Yok Etme
Politikası
.SIRA+T%C3%9CRK%C4%B0YEDE.jpg)
1930'lu yıllardan itibaren Irak hükümetleri tarafından bölgeye yönelik olarak
sistematik bir şekilde "Araplaştırma" politikası başladı. Bu politika
Saddam Hüseyin'in iktidarı döneminde büyük yoğunluk kazandı. Saddam rejimi,
Irak'taki Türklerin merkezi durumunda olan Kerkük'te, "Araplaştırma
politikasını büyük bir hızla uygulamaya koydu. Bir tarafta güneyde yaşayan Arapları
Kerkük'e yerleştirirken, Kerkük'te yaşayan Türkmenleri de göçe zorladı. Devrim
Komuta Konseyi’nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 no’lu kararı ile Kerkük’ün
adını Araplaştırma politikası gereğince Al-Tamim olarak değiştirildi
ve Kerkük’ün en büyük Türkmen ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam’ın doğum yeri
olan Tikrit’e (Selahaddin’e) bağlandı.
Saddam Hüseyin'in rejimi 1979 yılında Türkmen liderlerini göz altına alır, ağır
işkencelere maruz kalırlar. Bunların arasında, Türkmen Kardaşlık Ocağı'nın uzun
yıllar başkanlığını yapmış Emekli Albay Abdullah Abdurrahman ile Bağdat
Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Necdet Koçak başta geliyordu.
Ayrıca Abdullah Abdurrahman'ın yakın çalışma arkadaşı Dr. Rıza Demirci ve
Müteahhit Adil Şerif de tutuklanarak, işkencelere tabi tutulurlar. 16 Ocak
1980’de idam edilirler. Ancak bugüne kadar Dr. Rıza Demirci’nin ne cenazesi
teslim edilmiş, ne de idamı doğrulanmıştır. Yıllar boyunca binlerce masum
Türkmen, aydın, öğrenci, öğretmen tutuklandı, hapsedildi ve katledildi.
Diktatör Saddam Hüseyin, Kerkük‘ün Türk kimliğini ortadan kaldırmak istedi.
1960'lı yılların başlarına kadar Kerkük nüfusunun %95’i Türk iken, bu rakam
sistemli göç hareketleri ile ve Kerkük ilinin sınırlarının daraltılması
nedenleriyle 1980’li yıllarda %75’e düştü. Birçok yerleşim yerinin Türkçe
olan adları Arapça isimler ile değiştirildi. Hamzalı, Beşir, Belova,
Türkalan, Leylan, Ömer Menden, Çardaklı, Yayçı, Kümbetler, Karahasan,
Kızılyar, Sarıtepe, Topuzova, Yahyaova,Tisin, Kerkük Kalesi ve onlarca
Türkmen köyü ve yerleşim yeri yıkılmış ve Türkmenler Irak’ın güneyine
ve farklı illerine sürülmüştür. İran-Irak savaşı süresince (1980-1988),
vatanını savunmak için cephelere koşan onbinlerce Türkmen gözünü
kırpmadan vatanı için şehit düşerken, Devrim Komuta Konseyi’nin 20
Ekim 1981’de 1391 numaralı karar ile Türkmenlerin Güney illerine
tehcir edilmeleri kararlaştırır. 27.09.1984 tarihinde ise 1081
numaralı karar ile Türkmenlerin arazilerinin istimlak edilerek güneyden
getirilen Araplara dağıtılması sağlanır. Dikkat edin bu zalim
kararlar hangi tarihte alınıyor ? Irak Türkleri savaşta (İran-Irak savaşında)
vatanları Irak’ı cephelerde savunurken ve şehit düşerlerken alınıyordu.!!!
Böyle utanmaz, ahlaksız, zalim ve insafsızca karalar dünyanın neresinde
görülmüştür? Irak devleti ve başındaki diktatör Saddam’ın Türkmenlere
yaptıkları, inanın İnsan düşmanına bile yapmaz. Türkmenlerin Suçu neydi ?
Petrol yatakları üzerinde doğmak, vatanını sevmek ve Türk soyundan
olmaktı.
Türk bölgelerine Arapların yerleştirilmesine devam edildi ve bu
amaçla, 1984 ve 1986 yılında Devrim Komuta Konseyinin almış olduğu
karar ile, nüfus kütüğünü Kerkük’e nakleden ve buraya yerleşen Araplara
10.000 Irak dinarı (33 bin dolar) ve bedava arsalar verildi. Türkmenlere
gayrimenkul alım-satımı ve resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri
ile konuşmaları yasaklandı. Göç ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat
ödenmediği gibi, gönderildikleri yerlerde kendilerine kalacak
yer dahi gösterilmemiştir. Türkmenlerin mülklerine yerleştirilen
Araplara ise Irak devletinden her türlü mali destek sağlanmış, arazi ve
konut tahsis edilmiştir. Türkmenlere yönelik her türlü zulüm, sürgün,
işkence ve idam eylemleri sıradan hale gelmişti. Binlerce Türkmen,
Irak yönetiminin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuş ve
bir o kadarı da kayıp olmuştur.
Türkmenlerin simgesi olan Kerkük Kalesinde oturanların tamamı Türkmen idi
ve Kale dört mahalleden oluşmaktaydı: Meydan, Hamam, Ağalık ve Zindan. 1995
yılında Saddam Hüseyin'in talimatıyla kale sakinleri zorla boşaltılır ve
1997'den itibaren 2003'e kadar yüzlerce geleneksel tarihi Türk evleri
buldozerlerle yerle bir edilir. Kerkük’te Türkmenlerin bugünkü durumunu en iyi
tanıtan şey, tarihi Kerkük Kalesi'nde tanık olduğumuz içler acısı görüntü olsa
gerek. Yakın tarihe kadar yüzlerce evi barındıran ve Türkmenlerin yüzyıllar
boyunca yaşadıkları kalenin içi bugün dozerlerle yerle bir edilmiş halde
duruyor. Saddam yönetimi sürekli olarak ülkede Türkmen toplumunun
yaşamadığı veya çok az sayıda olduğu iddiasını ileri süregelmiştir.
Yukarıda anlatılan baskı ve zulümlerin önemli bir kısmı BM İnsan Hakları
raporlarında da yer almaktadır.
Başlangıçta, Araplaştırma politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları,
günümüzde, yani ABD'nin Irak'ı işgali ile "Kürtleştirme" politikasına
dönüştü. Irak yönetimlerinin Türkmenlere yönelik insanlık dışı
uygulamalarının daha beterini bugün Kürtler yapmaktadır. Türkmenler, yağmurdan
kurtulduk derken, doluya yakalandılar. 2003 Nisan ayında ABD işgalinin hemen
ardından Kürtlerin Kerkük'e girmeleri, Irak'taki bu Türk şehri için sonun
başlangıcı olmuştur. Kürtler, şehre girer girmez nüfus ve tapu dairesine
saldırarak, yakıp yıkıp yağmaladılar. Bir anlamda, bunu yaparak, kentin
tarihini/hafızasını yok etmek istediler. Bundan sonra, diğer bir deyişle
işgalden hemen sonra Kürtler hızla bölgeye/Kerkük'e göç etmeye başladılar
(Kerkük’e 700 bin Kürt ithal edildi). Aslında, bu göçler bir anlamda teşvik
edildi ve desteklendi. Kürtler, Türkmenlere ve devlete ait arazilere ev
yaptılar ve yerleştiler. İşgal güçlerinin göz yummasıyla Kerkük’ün demografik
yapısı Kürtler tarafından hızlı bir şekilde değiştirilmeye çalışıldı. Kürtler,
sözde Kerkük’ün tarihi bir Kürt kenti olduğunu iddia etmeye başladılar. Yani
Yahudilerin, Filistin’de kendilerine ait olmayan toprak talebi gibi. İnsanın
aklına şu soru geliyor; “Türkmen şehri Kerkük neden bu kadar önemlidir?“ Bunun
cevabını yazımızın devamında bulabilirsiniz.
Belgelerle Kerkük’ün
Kimliği
Kürtler, Kerkük konusunda siyasi çalışmalarının yanı sıra,
siyasetçiler ve yazar çizerleri ile de, bölgenin yani Türkmeneli topraklarının
Kürt bölgesi olduğu, nüfusunun da Kürt olduğu iddiasını yazarlar ve
dünyayı yanıltmaya ve kandırmaya çalışırlar. Onlarca yazarın eserlerinde
ve resmi devlet kayıtlarındaki mevcut bilgilerle Kerkük’ün Türk, nüfusunun
çoğunluğunun Türk, konuşulan dilin de Türkçe olduğu
belgelenmektedir. Birçok Arap, Türk ve yabancı araştırmacı ve yazarın bu konuyu
yani Kerkük'ün bir Türkmen şehri olduğu teyit eden birçok eseri mevcuttur.
Gertrude Bell, 1. Dünya Savaşı sonrasının Irak’ını kurmuş, sınırlarını
cetvelle kendisi çizmiş ve yarattığı Irak’ın kralını bile bizzat
kendisi tayin etmiş bir İngiliz ajanıdır. 14 Ağustos 1921 tarihinde
babasına yazdığı mektubunda “Referandum yapıldı ve Kral Faysal oy
birliği ile seçildi, ama Kerkük, Kralın lehine oy kullanmadı. Kerkük’ün
içi ve ilçeleri Türkmenlerden oluştuğu, bazı köylerin ise Kürtlerden
sakin olduğunu yazmaktadır.[1] Irak’ın kurucusu Gertrude Bell’in
mektuplarında Kerkük’ün Türkmen şehri olduğu açık bir şekilde yazılmaktadır.
Kerkük’te İki buçuk sene il danışmanlığını, idari müfettişliğini ve Irak’ın
kuzeyinde Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye de de yıllarca görev yapan C. J.
Edmonds Kürtler, Türkler ve Araplar adlı eserinde: “Kerkük’te Belediye gibi
şehri ilgilendiren konularla uğraşan Miller (Ingiliz subayı), daha önce de
söylediğim gibi Türkçeyi düzgün ve akıcı bir biçimde konuşmaktaydı ve
özellikle Belediye Başkanı Abdulmecid Yakubi ile dostane bir ilişki kurmuş, sık
sık kentten ayrılmam gereken dönemlerde iyi bir iş çıkararak mükemmel bir zemin
çalışması gerçekleştirmişti. Livanın resmi dilinin Türkçe olarak kalması ve
memurların da yerel ahaliden olmasını güvence altına alacak bir bildirimde,
bulunmasıydı. Bu formül, Kerkük için kaydedilen büyük bir aşamaydı.[2]
Görüldüğü gibi Kerkük’ün Türk olduğunu ispatlayan bu belge açıkça gösteriyor ki
Kerkük’ün resmi dilinin Türkçe kalmasının nedeni, şehrin ahalisinin Türk,
dilinin Türk olmasıdır. Kürtlerin dostu, işgalci İngiltere tarafından bile
kabul edilmiştir.
İngiliz işgali sırasında, Kürtlerin Lawrence'i diye tanınan İngiliz
istihbarat subayı Binbaşı Edward William Charles Noel, Şeyh Mahmut
Berzenci‘yi Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye temsilcisi olarak atama
yetkisini almıştı. Noel bu yetkiyi hemen kullanmış, ancak “Kerkük
bölgesi Türkmen olup, Türkçe konuştukları için, Şeyh Mahmut’un nüfuz
alanında olmayı reddetmişler, bunun üzerine işgal kuvvetleri de
bu bölgeyi, Kerkük Bölgesi ismiyle özel bir bölge olarak ilan etmişti.
Kerkük’te siyasi subay olarak görev yapan binbaşı Stephen Hemsly Longrigg
“Irak’ın Yeni Tarihinde Dört Asır” adlı eserinde, Türkmenlerin yerleşim
bölgelerini anlatarak şöyle demektedir: “Türkmenlerin, Telafer’de
ve uzun bir çizgi olarak Musul yolunda Deli Abbas’tan Büyük zab’a kadar
uzanmaktadır. Güzel Kerkük şehri ise son iki asırda pek değişmemiştir.
Ve büyük güzergah üzerindeki Türkmen köylerinin konumu, hatta yağmura
dayalı tarımla uğraşan çeşitli köylerin konumu da hiç değişmemiştir.
Türk kanının hakim olduğu bölgelerde, Türkçe’nin ve Türk bariz bir şekilde
görüldüğü yerlerde, her zaman Türk ağırlığı görülmüştür.”[3]
Longrigg bu kapsamda Kerkük’ü anlatırken, konuşulan dilin Türkçe
olduğunu söylemektedir. Bir İngiliz subayı olarak Kerkük’te görev
yapmış olan Stephen Hemsly Longrigg, Kerkük’ün bir Türk şehri olduğunu
söylemektedir, bu Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğu tescili değil midir?
İngiliz işgali sırasında Erbil'in siyasi valisi olan W. R. Hay, bölge hakkında
yazdığı bir kitapta şöyle demektedir:, “Kerkük şehrinin bölgedeki Türklerin
ana merkezi olduğunu ve savaştan önce 30.000 nüfusu bulunduğunu,
ayrıca civarda bir çok köy halkının da Türkçe konuştuğunu” yazmaktadır.
[4]
Alman araştırmacı Reinhard Fischer’in Berlin üniversitesinde yüksek
lisans diplomasını almak için sunduğu tezin konusu “Irak Türkmenleri”.
Irak’taki Türkmenlerin en önemli merkezi Kerkük’tür. Kerkük’ün rolü
yalnız önemli bir kültür merkezi olmaktan ziyade, Türkmenlerin en
yoğun olduğu şehirdir“.[5)
Fransız araştırmacı ve yazar Chris
KUTSCHERA’nın "Kürt Ulusal Hareketi" adlı kitabında:
“Kerkük’ün çok özel bir statüsü vardı. Teorik olarak Irak’a bağlıydı.
Bağdat’la ilişkilerinde resmi dil olarak TÜRKÇE kullanılıyordu. Kerkük,
danışmanları İngiliz olan bir Türk mutasarrıfı (vali) tarafından
yönetiliyordu. İngiliz yetkililer (Faysal’ın 23 ekim 1922 tarihli genelgesi
çerçevesinde) Kerkük eşrafını kendi bölgelerinde bir kurucu meclis
seçimi yapılacağından haberdar etmişlerdi”.[6]
1890'lı yıllarda Duyun-i Umumiye müfettişi olarak bölgeye gelen Fransız Vital
Cuinet, "Le Turquie î D'Asia" isimli eserinde, Kerkük şehrinin
nüfusunu 30 bin olarak verirken, bu nüfusun 28 bininin Türkmen olduğunu belirtmektedir.[7]
Rus araştırmacı Vladimir F.Minorsky “Türkmenler; Telafer, Erbil, Altunköprü,
Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Kifri ve Karatepe gibi şehir
ve kasabalarda ve Musul bölgesinin güneyinden geçen tarihi “İpek
Yolu” denilen yol üzerindeki bölgede çoğunluğu teşkil etmektedirler.”[8]
Kerkük katliamı 1959’da Kerkük’te Kürt komünistleri, Kürt askerleri ve KDP
peşmergeleri silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hünharca
katlettiler. Ve bu tarihe “Kerkük Katliamı” olarak geçecektir. Bu olay Amerikan
basınında da yankı bulmuştur. Amerikanın tanınmış gazetelerinden The Newyork
Times Gazetesi bu konuda haber vermiştir. "Bağdat'ın 150 mil kuzeyinde
olan Kerkük'ün çoğunluğu müreffeh Türkmenlerden oluşmaktadır. eyleme,
çeşitli silahlarla donatılmış sivil Kürtlerle, ordu ile işbirliği içerisinde
olan komünist ağırlıklı Halkın Direniş Grubu (çoğu Kürtlerden oluşuyordu)
katılmışlardır.[9]
Kürt asıllı Prof. Dr. Nuri Talabani, Kerkük Bölgesinin Araplaştırılması adlı
kitabında, Kerkük’ün 2. tümen komutanı Nazım Tabakçalı’nın Kerkükteki
gelişmeleri Bağdat’ta ki Savunma Bakanlığı’nın askeri istihbaratına gönderdiği
raporda:
Belge: Kerkük eyaletinin Arap, Hıristiyan (Asuri,Keldani, Ermeni)
azınlıklarıyla bir Türkmen çoğunluğuna sahip olduğuydu. Kerkük eyaletinde Kürt
Eğitim Müdürlüğü kurulması veya girişimi buradaki diğer milliyetler arasında
projeye karşı huzursuzluk duyguları uyanmasına yol açacaktır. Ayrıca
öğretmenler birliği (Arap milliyetçiler, Baasçılar ve Türkmenlerden oluşan
"Ulusal Liste" içinde Öğretmenler Birliği seçimlerini kazanan hepsi
Türkmen olan grup) bunu bana kamu yararı için bildirdiklerini, ilkeleri Kürt
olmayan çoğunluğun yaşadığı bir eyalete asla uyarlanamayacak bir müdürlüğün
varlığıyla tehdit altına girebilecek ülke geleceği, eğitimin birliği için
yaptıklarını da söylediler.[10]
İmzalı
Tümgeneral Nazım el-Tabakçalı
ikinci Tümen Komutanı
Askeri istihbarat Müdürlüğü
Aslı Arap olan ancak Amerika'da yaşayan Said K. Aburish, Saddam hakkında
İngilizce kaleme aldığı eserinde bir gerçeği aydınlatmak istiyor
"Saddam, Kerkük'ü Araplaştırmaya çalışıyordu. Saddam Kerkük'ün bir Arap,
Kürtler de bir Kürt şehri olduğunu iddia ediyorlardı. Aslında bu şehir ne Arap
ne de bir Kürt şehridir. O şüphe götürmez bir Türkmen şehridir. Kürtler 1960
yıllarından itibaren planlı bir şekilde Kerkük'e gelmeye ve yerleşmeye
başlamışlardır".[11]
Filistinli yazar ve araştırmacı Hanna Batatu : “Kerkük şehri yakın
tarihe kadar kelimenin tam manasıyla bir Türk şehri idi. Kürtler bu
şehre yakın köylerden göç etmeye başladılar. 1959 yılında Kürtler
şehrin yaklaşık üçte birini oluşturmaya başladılar.[12]
Ferik El-Mızhır El-Firavn “Irak’taki azınlıklar şöyledir: Süleymaniye
de Kürtler ve Kerkük’te Türkler.[13]
Seyyar El Cemil “Irak’ın kuzeyinde belirli bölgelerde yaşayan Türkmenler
Dicle nehrinin doğusundaki Kerkük’te ve nehrin batısındaki Telafer’de
yoğun olarak yaşamaktadır. Bunların asılları Irak’ta egemenlik kuran
Türkmen Devletlerine dayanmaktadır.[14]
Araştırmacı yazar Sati Al-Hisri “Irak’ta Hatıralarım” adlı eserinde
1921 yılında, o dönemin Eğitim Bakanlığı baş müşaviri görevinde bulunan
İngiliz yüzbaşı N.Varel ile olan ihtilafı ve çarpışmasını, Eğitim
Müdürü muavinliği görevini reddettiğini açıklarken, Varel’in kendisine:
“Kerkük’e git, orada Eğitim Müdürlüğü görevini sana verelim, orada
Türkçe konuşulur, sen de Türkçe biliyorsun”, dediğini hatırlatıyor.
Varel bu önerisini Kraliyet Sarayı Başkanı Rüstem Haydar’a da tekrarlamış
ve Al-Hisri’den Türkçe konuşulan Kerkük’te yararlı olabileceğini
söylemişti.[15]
Bir başka yazar, Abdulmecid Hasip Al-Kaysi’ye bakacak olursak, 1 Haziran
2000 tarihinde Londra’da çıkan el-Hayat gazetesinde Asuriler adlı
kitabı hakkında yayınlanan bir eleştiriye verdiği cevapta, kendisini
tanıtırken Irak’ın siyasi tarihiyle ilgilenmesinin elli yılı bulduğunu
ifade eden bu yazar, adı geçen kitabında Kerkük’ün bir Türkmen şehri
olup, halkının Türk ırkından olduğunu yazmaktadır.[16]
Dr. Mecit Khudduri “Cumhuriyet Döneminde Irak” adlı esrinde Kerkük,
Altunköprü ve Telafer’e temas ederken, buraların Türkmenlerce meskun
olduğunu yazar.[17]
Iraklı yazar Mir Basri “Yeni Irak’ın Edebiyat Yıldızları” adlı eserinde
Irak’ta gelişen edebiyattan söz ederken, Kürtlerin Süleymaniye bölgesinde
edebi eserler vermelerine karşın, Kerkük’te Türkmen edebiyatının
yaygın olduğunu yazarak, Fuzuli, Fazli, Rizai, Ahdi, Şemsi ve Hüseyni
ile başlayan edebiyat akımının, sadece Türkmen edebiyatı ile geliştiğini
ve Hicri Dede, Hıdır Lütfü, Naci Hürmüzlü, Mehmet Sadık ve Ahmet Faiz
ile doruğa çıktığını, Kürt asıllı Şeyh Rıza Talabani’nin de Türkçe yazmak
durumunda olduğunu bildirmektedir.[18]
Irak’ın yeni tarihi üzerine pek çok araştırması ve eseri bulunan Hayri
Emin Ömeri de, Irak’ın yeni tarihinden politik hikayeler (Arapça) ,
Bağdat, 1969, S. 66. Irak tahtı üzerine yaşanan tartışma ve çatışmaları
anlatırken Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu yazmaktadır.
Dr. Fazıl Hüseyin’in “Musul Sorunu” kitabının 2’nci baskısının
92’nci sayfasında, Erbil, Kerkük ve diğer Türkmen bölgeleri hakkında
Milletler Cemiyeti raporunda şunu yazmıştır: “Milletler Cemiyeti
komisyonu bu şehirlerin sakinlerinin asıllarının Türk olduklarını
belirterek Erbil’de, Türklerden beş, yarısı Türk, yarısı Kürt olan ve
bir de Yahudi mahalle vardır. Komisyonun ifadesinde, hükümet denetiminde
tek gazete basıldığını, burada yayınlanan resmi fermanlarda Arapça
ve Türkçe dillerinin kullanıldığını belirtmiştir. Kerkük’te bulunan
İngiliz siyasi subayı Arapça ve Kürtçe konuşmayı dahi bilmiyordu.
Yalnızca Türkçe’yi öğrenmişti. Altınköprü ve Tuzhurmatu tamamen Türk
veya Türkmen şehirleridir. Bunlar içinde birkaç aile Yahudi bulunmaktadır.
Karatepe %75’i Türk, %22’si Kürt, %3’ü ise Araplardan oluşmaktadır. Tazehurmatu
ve Dakuk tamamen Türk şehirleridir. Yalnız çevresindeki köyler
Kürtlerden oluşmaktadır.”
Ansiklopedik bilgilere başvuracak olursak, Cambridge Üniversitesi
yayını olan “Dünyanın Yöresel Mimarisi Ansiklopedisi” adlı eserin
Kirkuk (Kerkük) maddesi, Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu ve
Irak’ta Türkmen nüfusunun 2.5 milyonun altında olmadığını yazmaktadır.[19]
Ana Britannica Ansiklopedisi’nin “Kerkük” maddesini J.H. Kramers
yazmıştır. Kramers ilgili maddede “Kerkük’ün 1. Cihan Harbi’nden az evvel
20.000 kadar tahmin edilen nüfusunun hakim unsurunu Türkler teşkil
ediyordu” diye yazmaktadır.[20]
Microsoft Ansiklopedisinde ise Kerkük Irak’ın petrol sanayisinin
merkezidir. Akdeniz’e ham petrol taşınması için petrol boru hattıyla
bağlıdır. Kerkük nüfus çoğunluğu Türkmendir. Ayrıca Kürt, Arap, Asuri
ve Ermenilerde bulunmaktadır.[21]
28 Ekim 1992 tarihli Meydan Larousse’un Türkiye baskısının Kerkük
maddesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Kerkük’te yoğun bir Türk
topluluğu ile onun geliştirdiği Türk kültürü vardır. Şehirde 350 aile
kadar olan Hıristiyanlar da Türkçe konuşur ve Türkçe’yi Süryani harfleri
ile yazarlar ve bir bölümü de Kerkük Kalesi’nde otururlar.”
Irak’ın kuzeyinde bütünüyle Türkmen kasaba ve köyleri vardır. Önemli
bir kent olan Kerkük’te bunlardan biridir.[22]
Kerkük konusunda yalan söylemekten çekinmeyen Kürtler, Kerkük'ün aslında
Osmanlı arşivlerine göre de Kürt şehri olduğunu söylerken, gerçek Osmanlı
arşivleri bu konuda tam tersini söylemektedir.
Belgelerle dolu olan bu kitap, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel
Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı Nu: 64, “Kanuni Devri”nde
111 numaralı Kerkük’e ait tahrir defteridir, yayın tarihi: 2003.
Tahrir defteri incelendiğinde, bölgede yaşayan toplumların etnik
kimlikleri, bağlı oldukları aşiretler ve bu aşiretlerin kimliği,
bölgenin idari yapısı, nüfusu, din ve mezhepleri, vakıflar, toprağın
yani arazilerin tasarruf şekli ve kime ait olduğu, hayvancılık hakkında
bilgilerin yanı sıra 7320 erkek nüfusunun bulunduğu ve bunların
da % 90’ının TÜRK OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.
Kürtlerin gösterdiği ve her yerde ibraz ettikleri tek kaynakları,
Arnavut asıllı Şemseddin Sami’nin verdiği bilgilerdir. Şemseddin Sami
Türkçeyi öğrenerek kitaplar ve makaleler yazmaya başlamıştır. Semseddin Sami
Kerkük’ü hiç görmeden bazı Fransız ansiklopedilerden yararlanarak Kamus-i
A’lam’inin Kerkük maddesinde Kürtlerin Kerkük’te çoğunluğu oluşturuyor
yazmaktadır. Verdiği bilgilerin bilimsel, gerçekçi ve doğru olduğunu kabul
etmemiz gerekirse, Bağdatı’n da bir Türk şehri olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Çünkü Şemseddin Sami aynı eserinde, Bağdat’ta halk tarafından konuşulan birinci
lisanın Türkçe, İkinci derecede ise Arapça olduğunu da tespit ettiğini
yazmaktadır
“Belge: ” Devlet arşivinden alınmış bir devlet belgesidir. Tartışma
götürmez gerçek bir belgedir.
“Musul Vilâyeti-Salnâme-i Resmiyesidir”. 1904 yılında bundan 100
yıl önce yazılan bu belge, Şemseddin Sami’nin yazdıkları ile aynı tarihlere
rastlar. İki belge arasındaki farklara bakılmak suretiyle bilimsel
olarak konuyu iyi değerlendirmek gerekmektedir. Eski Türk alfabesi
ile yazılan belgeden bazı satırları okuyalım. S. 212, 213, 214.:
“Kerkük Sancağına dair malûmat:
... Kerkük şehrinde 26510 İslâm ve 432 Keldani ve 463 Musevi, buna bir
misli ünas (kadın), üç binden aşağı olmayan yabancı ilâve olunursa
şehrin nüfus mecmuası 57810’a baliğ olur. Kerkük şehri “kale” ve “karşı
yaka” ve “korya” namları ile üç kısma münkasim (bölünmüş) olup, bu her
üç kısımda 14 mahalle vardır. AHALİ-İ ŞEHİR: UMUMİYETLE TÜRK OLUP TÜRKÇE
TEKELLÜM EDERLER. (konuşurlar). GURABA (yabancı) OLARAK BİR MİKTAR
ARAP VE KÜRT İLE KALİL’İL (az)- MİKTAR İRANİ BULUNUR”. Aynı yıllara
rastlayan, biri resmi devlete, diğeri şahsa ait olan bilgi arasındaki
farka bakanlar ve Kerkük’ü, çevresini yakından bilenler, tanıyanlar,
orada yaşayanlar, Kürtlerin ne kadar tarih bilgisinden yoksun, hayal
peşinde koştuklarını anlayacaklardır.
Kerkük Kalesini Kürtler mi Yaptı?
Sözde bazı Kürt araştırmacı, yazar ve çizerleri Kerkük’ü hayal edilen Kürt
devletinin sınırları içine almak için türlü yalan ve uydurma belgelerle
insanları yanıltıyorlar. Bu sözde Kürt Araştırmacıları:
"Bu bölgede yaşayan Kürtlerin bağımsız devletleri, imparatorlukları,
devletçikleri ve emirlikleri olmuştur... Irak kuzeyinin kalesiyle meşhur olan
şehri Kerkük'tür”.
Kürtlerin küçük ve dağınık beylikler kurduklarını kabul etmek mümkündür.
Ancak, devletler, hatta imparatorluklar kurduklarını iddia etmenin hiçbir
bilimsel dayanağı yoktur. Bu devletler ve imparatorluklar ne zaman ve nerede
kurulmuştur? Adları nedir, hükümdarları kimlerdir? Hiç belli değildir.[23]
Zira tarihsizler, yapay geçmiş yaratmaya çalışıyorlar. Kürt siyasitçileri,
tarihçileri ve aydınları bir dala tutunmak ve yeni bir tarih yaratmak
istiyorlar, ama tarihi dayanakları yok ve iddialarını da hiçbir tarihi
kaynak doğrulamıyor. Yapabildikleri tek şey, başka milletlerin tarihi
şahsiyetlerini ve kültürel varlıklarını kendilerine mal etmeye
çalışmak. Yarında Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucularının Kürtler’in olduğunu
söylerlerse kimse şaşmasın.
Yoksa Kerkük Kalesini Kürtler mi Yaptı?!! Kerkük'te diktikleri, tarihi değeri
olan bir mimari eserleri var mı? Bir tane yoktur. Ama bu hayalperestler
utanmadan Kerkük’ün tarihi ve coğrafi olarak Kürt şehridir derler!
Bir Ortadoğu uzmanı olan David
McDowall Modern Kürt Tarihi isimli kitabında diyor ki:
"Az sayıda Kürt, 1958 gibi yakın bir tarihten bu yana daha büyük bir
Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen, bugün bile Kerkük şehrinin kendilerinin
olduğunu öne sürecektir"[24]
Kerkük’ün Türkmen şehri olduğunu gösteren önemli belgelerden birisi
de, Irak liselerinde okutulan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
seçilen “Irak Coğrafyası”adlı ders kitabında Kerkük nüfusuna dair
verilen bilgilerdir. 1929 tarihinde Irak eski Başbakanı ve Savunma
Bakanı General Taha El-Haşimi tarafından yazılan ve Bağdat’ta Dar
El-Selam yayınevinde basılan bu kitap; Irak Coğrafyası 1929
Irak Coğrafyası - Lise Okulları
Yazar: Zaim Taha El Haşimi
(Maarif Bakanlığı tarafından Liselerde okutulmasına karar verilmiştir)
Darulselam Matbaası - Bağdat
1929-1348
sayfa : 242
Kerkük Livası
Bu liva Irak`ın kuzeyinde bulunmaktadır. Nüfus yoğunluğu 4:8/km2 (Çemçemal ve
Kifri ) ila 16:32/km2 (Kerkük ilçeleri).
1920 yılının verilerine göre bu livanın toplam nüfusu 92.000 kişi, nüfusun
çoğunluğu ise Türktür , daha sonra kürt ve arap . Yapılan son sayıma göre
Kerkük kazası 59216, Kifri kazası 32789 ve Çemçemal ve Kifri 35054 kişi olarak
tespit edildi.
Kerkük: Kerkük şehri Kara Hasan dağının doğu eteklerinde yer almaktadır.
Hasa Su ırmağının iki tarafına bölünmüş bir şekildedir. Hasa Su`nun doğu
cephesinde kale yer almaktadır. Doğu cephesine kale tarafı, batı cephesinede
Korya olarak adlandırılmaktadır. Korya tarafında çok sayıda bağ ve bostan
bulunmaktadır. Şehrin kuzeyinde Şaturlu mahallesi yer almaktadır. Konut sayısı
yaklaşık 40.000 dir. Evler taş ile yapılmıştır. Son sayımda Kerkük merkezinin
toplam nüfusu 32191 olarak tespit edilmiştir. Nüfusun çoğu Türktür . Bağdat
-Kerkük demir yolları bu şehirden geçmektedir. Kerkük Irak`ın çok önemli
merkezlerinden biridir.
Bu önemli belge, Kerkük’ün bir Türk şehri olduğunun Irak resmi
makamlarınca tescil edildiğini göstermektedir. Hem de Kerkük ve civarının
Türk olduğunu belirten bu belgenin yazarı, o dönemin Irak Başbakanı ve
Savunma Bakanıdır. Kerkük’ün Türkmen şehri olduğuna dair en küçük
bir şüphesi olanlara bu belge ithaf olunur.
Irak Devletinin resmi belgelerinde bulunan en eski nüfus sayımı olan 1947 nüfus
sayımı için yayınlanan resmi kitapçıklarda Kerkük şehrinin o zamanki
mahalleleri ve her mahalledeki aile sayısı beyan edilmiştir. Bu mahallelerin
isimleri kitapçığın ikinci cildinin 101. Sayfasında şöyle beyan edilmiştir: (1)
Sarıkahya, (2) Şaturlu, (3) Begler, (4) İmam Kasım, (5) Bulak, (6) Ahi Hüseyin,
(7) Meydan, (8) Ağalık, (9) Hamam Mülim, (10) Hamam Mesihi. Bu resmi belgeye
göre Kerkük şehri 1947 yılında isimleri belirtilen 10 adet mahalleden
oluşmaktadır. Kürt ve Türkmenlerden oluşan ‘’İmam Kasım’’ mahallesi yer almakta
ve Şorca mahallesi de geçen yüz yılın kırkları ve ellilerinde yoktur. Kerkük’te
sonradan ihdas edilen ‘’iskan’’ ile ‘’Rahimava’’ Kürt mahalleleri bu listede
yer almamıştır.
Listedeki kalan 9 mahallenin hepsi ki bunlar yüz yıllardan beri yerleşim
bölgeleridir, Türkmenlerin oturduğu bölgelerdir. Bu bölgelerdeki tüm konutlar,
tesisler, mağaza ve dükkânlar, hanlar, hamamlar, kahvehaneler ve camiler de
Türkmenlerin mülkiyetinde olduğu yapılardır. Bunun yanında Begler, Sarıkahya ve
Şaturlu mahallelerinde belirli sayıda Ermeni ve Süryani aileler de oturuyordu.
1947 yılında ne şimdiki Kürt mahalleleri olan Şorca, Rahimava, İskan, Azadi
mahalleleri vardı, ne de sonradan Baas partisi döneminde asimilasyon politikası
doğrultusunda Araplar için inşa edilen mahalleler vardı. 1947 yılında bir adet
Kürt ya da Arap mahallesi olsa idi, bu durum anılan resmi belgede yerini almış
olurdu. Buna bağlı olarak Kürtler hissedilir bir şekilde kentin başka
mahallelerine de sızmaya başladılar.
Kerkük’le ilgili bütün resmi belgeler, açıkça gösteriyor ki,1958 yılına
kadar Kerkük’te Kürtlerin nüfus oranı kesinlikle %10’u geçmiyordu. 1957
sayımına göre Kerkük’te mahalleler şunlardır: “Sarıkahya, Mahatta (İstasyon),
Tisin, Begler, Şaturlu, Hasa, Elmas, Bulak, Ahi Hüseyin, Çay, Çukur, Piryadi,
Avçı, Musalla, Ağalık, Kale Meydan, Hamam Müslim, Yeni Kerkük (Arafa), İmam
Kasım, Şorca, Cırıt Meydanı, İmam Abbas, Zeve, Meydan, Hamam Mesihi,
Altuncular, Nefçiler, Yeni Tisin, Hamzeli, Bağdat Yolu, Çiniçiler,
Helvacılar”. Yalnız iki mahallede Kürtler yoğun olarak yaşıyorlardı:
İmam Kasım ve Şorca, ki Şorca Mahallesi Kırklarda daha
kurulmamıştı. Kürt mahallelerinden bir tanesi tamamen Kürt’tür (Şorca);
diğeri ise (İmam Kasım) Kürt ve Türkmen karışımından
oluşmaktaydı. Kürtlerin yoğun yaşadığı Şorca mahallesinde sadece
126 hane bulunmaktaydı. Arapların oturduğu tek bir mahalle vardı, o da
Araplar mahallesi diye biliniyordu. Bir mahallede ise (Elmas
mahallesi) Hıristiyanlar (Asuri, Keldani, Ermeni) ve Türkmenler karışık
halde yaşıyorlardı. Kerkük Kalesinde oturanların tamamı Türkmen idi
ve burada dört mahalle bulunuyordu: Meydan, Ağalık, Zından ve Hamam
mahalleleridir. Yalnız kale içinde yaşayan Türkmen nüfusu, 2 Kürt
mahallesinin nüfusundan kat kat daha fazladır. İskân ve Rahimava
mahalleleri ise 1957 sayımında henüz kurulmamıştı. Bu mahalleler, 1958 devrimi
sonrasında gerçekleşen Kürt göçlerinin ardından oluşmuştur.1957 nüfus sayımı
ise Kerkük’ün kesin olarak bir Türk şehri olduğunu göstermekteydi.
1970’de Kürtlere özerklik verilmesine ilişkin görüşmeler esnasında
Irak Hükümeti, 1957 nüfus sayımına dayanarak, Kerkük’ün hüviyetini
belirlemek istemişti ama Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani
Kerkük’ün demografik yapısını çok iyi bildiği için bu isteği kesin
bir dil ile reddetmişti. Şayet Kerkük gerçekten iddia ettikleri gibi
bir Kürt şehri olsaydı reddeder miydi? İngiliz Yazar David McDowall A
Modern History of The Kurds “Modern Kürt Tarihi”, eserinde şöyle
demektedir:
“Molla Mustafa (Barzani) Bağdat hükümetini Kerkük, Hanekin ve Sincar gibi
bölgelere Arapları yerleştirmekle suçladı ve Arapları çoğunlukta gösteren nüfus
sayımı sonuçlarını kabul etmeyeceğini hükümete bildirdi. Ayrıca üzerinde
sahtekarlık yapıldığı için, 1965 yılı nüfus sayımının verilerini de kabul
etmedi. Hükümet, Kerkük için 1957 sayım sonuçlarının dikkate alınmasını önerdi;
ancak Barzani ise, Kerkük kentinde çoğunluğu hâlâ Türkmenlerin oluşturduğu
gerekçesiyle bu öneriyi de reddetti."[25] Bu da Kerkük’ün bir Türkmen
şehri olduğunun itirafıdır.
1970’te Irak Devleti Türkmenlere kültürel haklar tanıdı.[26] Bu karara
göre, Kerkük’te 124 okulun 104’ü, Tuzhurmatu, Kifri, Altunköprü ve başka
bölgelerin ezici çoğunluğu da (toplam 199 okul) Türkçe öğretimi seçmiştir.
Yalnızca bu rakamlar bile Kerkük’ün ne kadar Türk olduğunun yada
Kürt olduğundan bir ispatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu okulların
isimleri de Türkçe oldu. Bunların bir kısmı; Yıldız, Baba gürgür, Aydınlık,
Çalışkan, Barış, Gençlik, Uğur, Aktaş gibi öz be öz Türkçe isimler taşıdılar.Türkçe
eğitimi yapma kararı alındıktan bir yıl sonra hükümet aynı kararı hiç bilip
okulları kapatarak Türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.
Irak’taki Türk varlığının sembolü
olan Kerkük üzerinde, yıllardır sürdürülen baskı ve zulmü her fırsatta
dile getiriyor ve oynanan oyunlara dikkat çekiyoruz. Fakat son yıllarda,
özellikle Körfez savaşından beri, bu tarihi Türk şehri üzerinde yoğun
bir propaganda ve yayın faaliyetlerinin yürütüldüğü gözlenmektedir.
Kerkük’teki Türkmen halkının Irak yönetimince yıllardır planlı ve
maksatlı şekilde göçe zorlanması gerçeği dahi çarpıtılmaktadır.
Son yıllarda gittikçe daha da Kerkük üzerinde yoğunlaşan Kürtleştirme
planına hizmet için yayın yapan Kürt yayın organları, Saddam rejiminin
Kerkük’teki Kürtleri göçe zorladığını yayarak, konuyu çarpıtmaya
yelteniyorlar.
Kerkük’ün bir Kürt şehri olmadığını söyleyen ve Kerkük’teki etnik dokudaki
hakim rengin Türkmen olduğunu kaydeden Saddam’ın sağ kolu Tarık
Aziz’nin sözlerine dikkatinizi çekmek istiyoruz. Kerkük’ün Türkmen
karakterli bir şehir olduğunu itiraf eden Irak’ın ikinci adamı Tarık
Aziz’in sözlerini, bilmem bu fanatik yazarlar duymuşlar mıdır, görmüşler
midir? Gören- görmeyen duyan-duymayan herkese bu sözleri hatırlatmak
yerinde olacaktır. Gazeteci Yazar Hamide Na’ne, Tarık Aziz’e soruyor:
- “Kerkük’ü Kürt bölgesine ilhak etmek
istiyorlar?
Tarık Aziz cevap veriyor:
- Doğrudur, 70’li yıllardan beri Bağdat yönetiminin bu konudaki
tavrı belli idi: O da Kerkük’ün özerk Kürt bölgesinin içinde olmamasıdır.
Çünkü Kerkük özerk bölgeye alındığı taktirde, petrol oyunları ve uluslararası
entrikalar devreye girerek, merkezi yönetimden ayrılmaya doğru
büyük bir aşama kaydeder. Ki bu da ülkenin ulusal birliğini zedeler.
Bu bakımdan Kerkük’ün özerk bölge dışında kalması ayrılıkçı hareket
ve oyunlarını önlemiş ve bölge için güvence sağlamış olur. Birinci
Nokta: Tarihi açıdan Kerkük, Kürt vilayeti değildir.
Kerkük’e gittiğiniz zaman orada
Türkmenleri, Arapları ve Kürtleri bulursunuz. Ancak baskın kimlik
Türkmendir”.
Tarık Aziz, “Lider ve Dava” (Beyrut, 2000) adlı eserin 163. sayfasında
Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğu ve baskın kimlikte Türkmen olduğu,
hem de Tarık Aziz tarafından dile getirilmişse, bunun ayrı bir önemi
ve değeri vardır. Büyük bir kanıt niteliğinde olan bu itiraf, sağduyu
sahibi olan bütün araştırmacıların dikkatine, vicdanına ve insafına
sunulmaktadır.[27]
Tarık Aziz’in kerkük hakkındaki bu sözü dikkat çekicidir: "Araplar Endülüs
için yıllarca ağladı, Kürtler ise Kerkük için Kıyamete kadar
ağlayacaklardır." Yani Kürtler Türkmen şehri Kerkük'e asla sahip
olamazlar.Kürtler kendilerine ait olmayan bu kente ısrar ederse,
zaten kendi sonlarını da getirmiş olurlar, çünkü Kürtler
ateşle oynuyor.
Kerkük’te ilk matbaa 1879 yılında kurulur ve vilayet matbaasının
kurulmasıyla 25 Şubat 1911 yılında yayınlanan ilk gazete Türkçe Havadis
Gazetesidir (Sizce neden bu gazete Kerkük’te başka bir dilde değilde türkçe
yayınlanıyor ?). İlk dergi de Türkçe Maarif Dergisidir. Kevkeb-i Maarif
dergisi, Nemce (Yıldız) Gazetesi, Teceddüd Gazetesi, Kerkük Gazetesi
(46 sene) ve İleri Gazetesi. Bu gazeteler ve dergiler Türkçe yayınlanmıştır.
Gavur Bağı Gazetesi, Afak Gazetesi, Beşir Gazetesi ve el-Mürebbi
yayını ise Türkçe – Arapça yayınlanmıştır. Kerkük’de gazete ve dergi
yayınları 1974 tarihine kadar sürmüştür. Bu tarihten sonra Baas
rejimi, uygulamaya koyduğu Araplaştırma politikası gereğince
yıllarca Kerkük’te ne bir yayın ve ne de bir dergi veya gazete yayınlanmıştır.
Tarihi boyunca bir Türk şehri olan Kerkük’ün, tarihi olarak da Kürtlere
ait olduğu kimi çevrelerce iddia edilmektedir. Kerkük’te, Kürtler
tarihlerinde ilk defa Şafak isminde Arapça-Kürtçe bir dergi yayımlamışlardır.
Lütfen tarihe dikkat edelim. Bu derginin ilk sayısı, 15 Ocak 1958’de yayınlanmıştır.
Mayıs 1959 tarihli dördüncü sayısı çıktıktan sonra derginin yayımına
son verilmiştir. Bu aylık derginin sahibi Süleymaniye’li Abdulkadir
Berzenci, mali işler müdürü yine Süleymaniyeli Ali Bapir adındaki
şahıslardı. Derginin idarehanesi, sahibinin kaldığı Umera Otelin’in
bir yatak odasıydı. Dergi sanki başka şehirde çıkıyor gibi Kerkük
toplumunun kültür ve edebiyatından hiç söz etmiyordu. Bu yüzden yerli
halk tarafından boykot edilen ve rağbet görmeyen bu dergi, Süleymaniye
de “Beh yan” yani Beyan adı altında sadece Kürtçe olarak basılmaya
başlanmıştır.[28]
Ne gariptir ki, Kerkük’te Arapça-Kürtçe bir dergi yayınlanıyor, sahipleri
Kerküklü değil Süleymaniye’li yani ithal. İdarehanesi kaldıkları otelin
yatak odası. Şimdi ise Kürtler utanmadan, Kerkük üzerinde hak iddia
ederek ‘Kürt şehridir’ diyebiliyorlar. Yani dağdan gelen bağdakini
kovuyor.
Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğu en önemli canlı delillerden biri de,
çok eskiden beri yanmakta olan ezeli ateşin adının Baba Gürgür oluşudur.
Burası Kerkük merkezinden yaklaşık 15 kilometre kuzey batısında bulunan
ve içinde sürekli petrol gazlarının yandığı bir çukurdur. Baba Gürgür
ateşinin çok gür ve gürlercesine sesli yanışına özgü, Türkmenler çok
eskiden bu adı uygun görmüşlerdir. Bu ad yabancılar ve diğer topluluklar
tarafından da aynen kullanılmaktadır. Eğer Türkmenlerin dışında
Kerkük ve çevresine Türkmenlerden daha önce başka bir topluluk yerleşmiş
ise, neden kendi dillerinde adlar kullanmamışlardır? Eğer bu topraklar
iddia ettikleri gibi çok eskiden beri Kürtlere ait ise, o kadar çok
verimli toprak, mera ve su var iken Kürtler neden dağları mekan seçmişlerdir?
Kaldı ki, Türkmenler vatan haline getirdikleri bu topraklarda tarih
içerisinde altı tane devlet ve beylik kurmuşlardır. Bu bölge eski uygarlıkların
beşiği olmuştur. Bu nedenle buranın eski yerlisi olan Türkmenlerin
yarattığı uygarlığın kalıcı izlerine her adımda rastlanmaktadır.
Buna karşılık bölgede Kürt topluluklarına ait bir tane bile medeniyet
eseri bulunmamaktadır. Bugün dahi Irak’ta yaşayan kitleler arasında
kültür düzeyi en yüksek olan topluluğun Türkmenler olması iddiamızın
bir ispatıdır.
Irak’ın genelinde 1957 yılı nüfus sayımına katılmaları duyurusu
içeren Arapça broşürler dağıtılırken, Kerkük şehri üzerine eski
Türkçe yazılı lacivert renkte broşürler atılmıştır. Türkçe broşür dağıtılmasının
sebebi, 1957 yılında Kerkük’te yaşayan halkın ezici bir çoğunlukla
Türkmen olmasıdır. O günün demografik yapısı içinde Kerkük’te yaşayan
kayda değer bir başka etnik grup mevcut olsaydı mutlaka anlayabilmeleri
için onların dillerinde de broşürler yayınlanırdı.
Bir toplumun varlığını ispatlayan birkaç unsurdan biri edebiyat
ve diğeri müziktir. Kerkük’te geçmişten bugüne kadar Türkmenlerden
Şair Fuzuli, Nesimi, Dede Hicri gibi bir çok ünlü şair çıkarken bugün
Kerkük’te yaşayan diğer topluluklara mensup bir tane bile şair mevcut
değildir. Kerkük Türküleri, BBC ve Amerikanın Sesi gibi bir çok radyoda
aynı ad altında yayınlanırken neden Kerkük adı altında diğer toplulukların
dillerinde Türküler yayınlanmamış ve yayınlanmamaktadır. Çünkü
yoktur ve bu da Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğunun önemli bir göstergesidir.
Neden Kerkük Bu Kadar Önemli ?
Mesud Barzani’nin, “Barzani I” adlı kitabında, Kerkük hakkındaki
görüşleri şöyledir: ” Kerkük şehri bir çok nedenden dolayı önem kazanıyor.
Bunların en önemlisi de büyük bir petrol rezervine sahip olmasıdır
(İşte petrol, Türkmen şehri kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesi ile
ilgili konunun özüdür, 2003 yılında Irak’ın işgal edilmesinden sonra Kerkük’e
700 bin Kürt ithal edildi). Ayrıca bir ekonomik merkez olması da önemini
artırıyor. Kerkük’te bir Türk azınlığının bulunduğu gerçeğini kimse
inkar edemez. Bu bir realitedir. Ama bunun yanında Asuri azınlığı da
vardır. Türkmenlerin Kerkük’te ve Kerkük’e bağlı bazı ilçelerde çoğunluğu
oluşturduklarına dair sözleri işitiyor ya da okuyoruz. Bu noktayı
tartışmak istemiyorum. Diyelim ki bu iddia doğrudur, o zaman Kerkük’ün
Kürt topraklarında yer aldığı, Türk toprağı olmadığı gerçeği açık
bir şekilde kabul edilmelidir (Kardeşlik ve eşitliğin savunucusu Barzani!
Türkmenler istesenizde istemesenizde Kerkük’ü Kürt bölgesine katacağız
diyor)”[29]
Aynı kitabın ikinci cildi,s.373’de bakın Mesud Barzani ne kadar demokrat,
barışçıl, insancıl, hoşgörülü, halkların onurlu ve özgür bir hayat sürme
hakkını inkâr etmeyen birisi oluyor : "Kürt halkı tarihte gelmiş geçmiş
sayısız kuşakları boyunca her zaman hoşgörü sahibi ve bütün halklarla kardeşlik
duyguları içinde bir arada barış içinde yaşamıştır. Kürt halkı, hiçbir halkın onurlu
ve özgür bir hayat sürme hakkını inkâr etmemiştir. Haklar ve görevlerde tam
eşitlik ilkesine samimiyetle bağlı kalmıştır. Bu, Barzani'nin düşüncesiydi ve
bu düşüncesiyle tanınırdı. Halklar ve gruplar arasında kurulacak en iyi
ilişkinin karşılıklı saygıya dayalı ilişki olduğuna dair derin inancıyla
saygıyla anılmaktadır. Ona göre barış ve istikrarı garanti edecek en ideal yol
kardeşlik ve eşitlikti.“ [30]
Allah aşkına hangi karşılıklı saygı, kardeşlik, hoşgörü ve eşitlikten
bahsediliyor?!! İlk önce Barzani bu hakları Kürt halkına tanımış mı? Ki başka
halklara hoşgörülü olsun. Bölgede yaşayan Türkmenler, Araplar, Asuriler,
Keldaniler, Süryaniler, Yezidiler, Şebekler ve diğerlerine karşı Kürt grupları
tarafından yapılan insan hakları ihlalleri insanın kanını donduracak
cinstendir.
Bölgede insan hakları ihlallerini daha iyi anlamak için Asuri bir Hıristiyan
büyüğünün bölgede yaşadıklarını bakın nasıl anlatıyor: “(Saddam Hüseyin
dönemindeki) totaliter hükümet döneminde baskı altında olmamız anlaşılabilirdi.
Şimdi ise, özgür ve demokratik olmamız gerekiyor, ama bu demokrasi bizi
öldürüyor”. Bağdat’ki Katolik kilisesi Piskopaslarından Shlemon Warduni
"Kim cehenneme inanmıyorsa Irak'taki Hıristiyanları ziyaret etsin".
Bu insanlar, zorla göçe zorlanıyor. Ölüm tehtidleri karşısında canını
kurtarmaya çalışıyor. Irak’ta yaşayan Yezidiler dini ve kültürel
faaliyetlerinin, Kürt siyasi partileri tarafından baskı altında tutuluyor.
Kürtlerden ve Araplardan farklı dini inanışlara sahip olduklarını ifade eden
Yezidiler, Kürt siyasi partilerinin, milli, dini ve siyasi faaliyetlerine engel
olmaya ve Yezidileri zorla Kürtleştirmeye çalışıyorlar. Yezidilerin dini lideri
Muaviye bin İsmail el Yezidi (Prens Enver Muaviye İsmail) Kasım 1990 ve Ağustos
1992 yılında yazdığı iki yazıda: “Kürtler"le bir ilgilerinin olmadığını
ifade ederek kendilerini şöyle tanıtır: "Türkiye deki halkımız Doğu
Anadolu: Diyarbakır, Siirt, Mardin, Şanlıurfa gibi kentlerde ve bu kentlerin
çevre köylerinde yaşıyor... Irak’taki Şeyhan, Tilkeyf, Başika, Bazane, Dohuk,
Musul, Zaho ve çevreleridir... Biz hepimiz Azda, Yazdan, İzed veya Ahura
Mazdâ’nın halkıyız... Asuri ve Yezidiler büyük Asur imparatorluğunun
gerçek soylarıdır... Bu duyuru ile, istisnasız Irak’taki tüm Kürt partilerini,
özellikle Mesud Barzani ve Celal Talabani’yi tüm uluslararası düzeylerde
Yezidileri temsil etmelerini.... durmalarını, Yezidilerin bir Kürt milliyetine
ait olduğuna dair asılsız yalanların durdurmalarını ve kendi idari bölgelerine
bağlı Sincar ve Şekbari’deki taleplerine son vermeleri için ikaz ederiz...”
Ağustos 2010’da Iraklı Yezidi Emiri Enver Muaviye İsmail ORSAM’a (Ortadoğu
Stratejik Araştırmalar Merkezi) verdiği röportajda “Yezidiler üzerinde
özellikle 2003 yılındaki işgalden sonra büyük bir baskı kurulduğunu,
Yezidilerin siyasal tercihlerini özgürce yapamadıklarını ve dini kimliklerinin
etnik kimliğe dönüştürülmek isteniyor. 2003’ten sonra kürtler silah zoru ile
bizim bölgelerimizi işgal ettiler. Yezidilerin merkezi hükümetle ilişkilerini
tamamıyla kestiler. Tarihi değiştirmeye başladılar. Televizyon, internet,
gazete aracılığı ile sahte bir tarih yazmaya başladılar. Burada asıl amaç tabii
ki Yezidiler değil, Yezidilerin arazileri idi. Bizim arazilerimize el koyup,
kendi bölgelerine bağlamak istediler. Irak’ın haritasına bakarsanız Yezidiler;
Türkiye, Suriye, Irak üçgeninde yaşamaktadır. O bölgeleri kontrol ettikleri
zaman Suriye ile çok kolay bir şekilde bağlanabileceklerini düşünüyorlar.
Karayolu ile Irak’ın Türkiye ile olan bağlantısını kesmeyi amaçlıyorlar.
Yezidilerin yaşadığı stratejik bölgeleri kontrol etmek istiyorlar.”
Kürt Yönetimi tarafından bölgede yaşayan Türkmenlere, Araplara, Asurilere,
Keldanilere, Süryanilere, Yezidilere, Şebeklere ve diğerlerine karşı uygulanan
bu sistemli baskı, sindirme, yıldırma, etnik temizlik ve göçe zorlama
politikaları Uluslararası İnsan Hakları Örgütü rapor ve belgelerinde yer
almaktadır. Bu rapor ve belgelerde yer alan bilgiler ise insanın kanını
donduracak cinstendir. Dış güçlerin Kürtlerle işi bittikten sonra, dünya olup bitenleri
tam öğrenme şansına sahip olacaktır. Dış güçler ile Kürtler arasında bal ayı
daha bitmedi! Bal ayı bittikten sonra ne mi olacak? 1947,1975, 1988 ve
1991 yıllarındaIrak’lı Kürtler silah sesini duyduklarında yanlış tarafta
olduklarını gördüler, ama Kürtler tarihin tekerrür edeceğini hesaba katmazlar
ve derste almazlar. İnsanlar hatalarından neden ders almazlar? Ne
diyelim; kendi düşen ağlamaz…
1947 yılında Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani Irak ve İran‘ı
karıştırdı sonrada Sovyetler Birliği’ne Kaçtı. 20 Temmuz 1958 de Cumhuriyetin
ilanından bir hafta sonra genel af ilan edildi. Krallık döneminde gıyabında
idam kararı verilen ve Sovyetler Birliğine kaçan Molla Mustafa Barzani, general
Abdulkerim Kasım tarafından affedildi. Barzani’nin 11 sene sonra Irak’a dönüşü
Kürtleri büyük ölçüde cesaretlendirdi. Kürtler, petrol yatakları ile zengin
Kerkük’ü (hedef gösterdiler) kendi bölgeleri arasına katmayı planlamaya
başladılar. Hayallerinde düşledikleri devlete ekonomik kaynak sağlamak için,
zengin Baba Gürgür petrol yataklarının yer aldığı Kerkük’ü hedef seçtiler.
Ancak bu planın karşısında büyük bir engel vardı. Bu da Kerkük’ün tamamiyle
Türk şehri olması idi. O tarihlerde Kerkük’te çok az sayıda Kürt nüfusu
vardı.[31]
Petrol zengini Kerkük baba Barzani, oğlu Mesud Barzani ve Celal Talabani
tarafından Kürtlere hedef gösterildi. Kürtler, Kerkük’ü ele geçirmek için dış
güçlerle işbirliği yaptılar, sözde Kürt devletini (ikinci İsrail’i) kurmak ve
Kürt milliyetçiliğini tetiklemek için hep Kerkük koz olarak kullanıldı. Şimdi
kardeşlikten bahsediliyor? Türkmenler zaten herkesle kardeştir ve hiç kimseye
de zararı dokunmamıştır. Kardeş adaletli olur kardeşine haksızlık etmez.
Kardeşinin yerine, yurduna ve topraklarına göz dikmez ve kardeşinin hayatını
cehenneme çevirmez.
Kerkük olmadan sözde Kürt Devleti (ikinci İsrail’i) kurmak fikri bir anlam
ifade etmiyor. Sözde kuracakları devleti yaşatabilmek için bölgenin kalbi tüm
hayat damarlarına mutlaka sahip olmak gerekiyor. Bunun bilincinde olan Kürtler,
Kerkük’ü ele geçirmek, Kerkük’ü Kürtleştirmek için ellerinden geleni
yapıyorlar. Kerkük konusunda planlarını uygulayabilmek için bölgenin ezici bir
çoğunlukla hakim unsuru olan Türkmenleri etkisiz hale getirmek gerekliliğinin
farkındalar.
Türkmenlerin yaşadığı baskı, zulüm, göçe zorlama, etnik temizleme, çile,
katliam ve idamlar bu petrol yüzünden değil mi? Amerika’nın 10 bin
kilometre uzaktan gelip, Kürtlerle işbirliği yaparak bu bölgeleri
işgal etmesinin nedeni de petrol değil midir?
Amerikalı yazar Khristina O’Donelly “The Horseman” adlı kitabında
Irak Türklerini ve maruz kaldıkları haksızlıkları şöyle anlatıyor: “Irak’ın
üçüncü milliyeti olan Türkmenler, Orta Asya’dan 1000 sene önce göç
edip Musul, Kerkük ve Erbil’e yerleşmişlerdir. Kimse de bunların çektikleri
acıları hatırlamaz, haksızlığa uğrayan bu insanların ise hiç mi yaşamaya
hakları yok? Acaba bunlar ikinci sınıf insanlar mı? Hükümetler ise
hep gerçek sayılarını sakladı, ki Türkmenler gerçekte 2 milyonun üzerinde
bir nüfusa sahipti. Allah aşkına bilmiyor musunuz? bunlar Türk asıllıdırlar,
Türkiye, eski Sovyetler Birliğinin güneyinde yaşayanlar gibi
(Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan). Bazı
Irak Hükümetleri tarafından asimilasyona ve yok edilmeye maruz
kalmışlardır. Bu topluma karşı Baas rejimi tarafından yoğun insan
hakları ihlalleri yapılmıştır ( Şimdi de Kürtler daha beterini
yapmaktadırlar, Ne yazık ki Türkmenlerin kaderi bu gün bile değişmemiştir).
Özellikle öğrenci ve aydın kesimine baskı, hapis ve idamlar yapılmıştır”.[32]
Irak Türklerinin Nüfus Durumu
Irak'taki nüfus projeksiyonu 1927, 1934, 1947, 1957, 1965, 1977, 1987 ve 1997
yıllarında yapılan sayımlarındaki oranlarla,
Sayım yılı Irak’ın Nüfusu
1927 2.968.000
1934 3.380.000
1947 4.816.000
1957 6.340.000
1965 8.097.000
1977 12.000.497
1987 16.287.319
1997 22.000.000
olarak bulunmuştur. Bu sayımlardaki Irak etnik yapısı aşağıdaki şekilde ortaya
çıkmıştır.
Arap % 62, Türk % 15, Kürt % 20, Hıristiyan ve diğerleri % 3. Bu oranlara göre,
Irak nüfusunu 30.000.000 (otuz milyon) olarak alırsak ve Irak'ta bugüne kadar
yapılan bütün sayımlar, yıllık büyüme oranı ve buradaki etnik nüfus dağılımını
da göz önüne alırsak tahmini nüfus etnik yapıya göre şöyledir; Arap 22.400.000,
Türk 3.000.000, Kürt 4.000.000, Hıristiyan (Asuri ve Keldaniler) ve diğerleri
600.000.
Musul, Kerkük ve Erbil illeri, Diyala ve Selahattin'in bazı ilçe ve köyleri ile
Bağdat'ta yaşayan 300.000'den fazla Türk nüfusunun toplamı bize Irak’taki Türk
varlığının en düşük rakamla iki buçuk milyonun üzerine olduğunu
ispatlamaktadır. [33]
1957'de yapılan nüfus sayımında Irak'ın nüfusu 6.340.000, Türkmen nüfusu da 500
bin olarak bildirilmiştir. 1958 devriminden sonra, Türkmen nüfusu 567 bin
olarak verilmiştir. 1958 yılında Bağdat'ta yayımlanan "The Iraqi
Revolution 14th July Celebrations Committee" adlı rapora göre de, 1957
sayımında Türkmen nüfusunun 600 bin olduğu ifade edilmiştir. 1965'te Irak
Planlama Başkanlığının Sayımlar İdaresince de Türkmen nüfusu 780 bin olarak
tahmin edilmiştir. 1965'te İngiltere'de basılan "Britannica"
ansiklopedisi de Kerkük şehrini, Arapça ve Kürtçe konuşulsa da aslında bir
Türkmen şehri olarak açıklamıştır.
1957 yılı nüfus sayımı esas alınarak yapılan tahminlere göre 1987'deki Türkmen
nüfusun 1.6 milyon civarında olacağı tahmin edilmiştir. İngiltere'de yayımlanan
Inquiry dergisinin1987 Şubat sayısında da, Irak'taki Türkmen nüfusunun
1.500.000'den fazla olduğu bildirilmektedir.
ABD’de yayımlanan ve saygın kuruluşlardan olan The Washington Institute for
Near East Policy (yakın doğu politikası Washington Enistütüsü’nün) 27 Mart 2003
tarihli, 735 numaralı tespit raporuna göre; Belge:”1957 sayımında ki
Türkmenlerin kendi varlıklarıyla kayıt yaptırabildikleri son sayımdır, 567 bin
Türkmen (6,300,000 olan ülke nüfusunun %9’u) sayımı yapılmıştır. Aynı sayımda
Kürtlerin nüfusu 819 bin, yani ülke nüfusunun %13’ü oranında çıkmıştır. ”
1957 sayımında Kerkük’ün konumuna göz atmak gerekirse Bağdat’ta Nüfus genel
müdürlüğünce yayımlanan “1957 Genel Sayımı formlar ve kayıt taslakları
rehberinin Medeni Sicile geçirilmesi” adlı eserinde, Kerkük’ün çeşitli
mahallelerinde yaşayan ailelerin dökümü verilmiştir.
(Emin el-Hilali, Delil İstimarat ve Müsveddat el-Tescil
el-âm lilsene 1957 ve irtibatüha bil-Sicilli’l-Medeni.[34]
Bu formlara göre, o tarihte Kerkük şehir merkezinde dağıtılan formların toplamı
22945 olmuştur. O zaman Kerkük’te şu mahalleler vardı. Ve burada ikamet
edenlere formlar dağıtılmıştı: Sarıkahya, Mahatta (İstasyon), Tisin, Begler,
Şaturlu, Hasa, Elmas, İmam Kasım, Bulak, Ahi Hüseyin, Şorca, Çay, Çukur,
Piryadi, Avcı, Musalla, Ağalık, Kale, Meydan, Hamam, Müslim ve Yeni Kerkük
(Arafa).
Bu sayımda temel alınan mahalleler arasında bugün Kerkük’te bulunan İskan,
Azadi veya Rahimava gibi mahalleler yoktu. Bunlar sonradan Süleymaniye ve Erbil
istikametinden göç alarak kurulmuştu. 1947 sayımında Kerkük mahalleleri dökümüne
baktığımızda da bugün Kürtlerin çoğunlukta olduğu Şorca Mahallesi bile yoktur.
(Emin el-Hilali, Delil İstimarat ve Müsveddat el-Tescil el-âm lilsene 1957 ve
irtibatüha bil-Sicilli’l-Medeni.[35]
Çeşitli siyasi gelişmelere bağlı olarak Kerkük ve çevresinin demografik yapısı
değiştirilmeye çalışılmıştır. Bunda bölgenin zengin petrol kaynaklarına sahip
olması en önemli etken olmuştur. Dün ve bugün emperyalist devletler ile
bunların yönlendirdikleri Arap ve Kürt gruplar bölgenin nüfus yapısını Kerkük Türklerinin
aleyhine değiştirmek için her yola başvurmuşlardır.
İngilizler bölgeyi işgal ettikten sonra 1919’da yaptıkları nüfus tespitinde
vilayet nüfusunu 703.378 olarak vermişlerdir. Bunun 601.893’ü Müslüman (%
85.58), 55.470’i Hıristiyan (% 7.88), 14.835’i Yahudi (% 2.11), 31.180’ de
Yezidi (% 4.43) idi. Osmanlı Devleti’nin nüfus sayımlarındaki eksiklikler
şüphesiz İngilizlerin tespitlerinde de bulunmaktadır. Fakat, bütün sayımlardaki
Müslüman, Gayrimüslim oranlarının bu sayımda da yaklaşık olarak aynı olduğu (%
85.58 Müslüman, % 14.42 Gayrimüslim) görülmektedir.
İngilizler, bu aşamada henüz Türk taleplerini ciddi bir tehdit olarak
değerlendirmedikleri için bu oranları aslına uygun olarak vermişlerdir. Bundan
sonraki hiçbir İngiliz nüfus tespitinde (1921, 1922, 1924) Müslümanlar
açısından bu oranları görmek mümkün olamayacaktır. Başlangıçta petrol
politikalarını bölgedeki Hıristiyanlar üzerine bina etmek isteyen İngilizler,
bunun yeterli olamadığını görünce; bu defa Müslüman unsurlar üzerinde özellikle
de Kürtler üzerinde çalışmaya başlayacaktır. Bu nedenle, sonraki İngiliz nüfus
istatistiklerinde daima Arap ve Kürt nüfuslar artırılacak; buna karşılık Türk
nüfus hep az gösterilecektir
Kerkük’ün Tarihi Yapıları
Türkmenlerin simgesi Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserleri de surları
içerisinde saklamaktadır. Türkmenlerin yaşadığı Kerkük Kalesi Saddam yönetimi
tarafından yıkıldı, kale sakinleri boşaltıldı ve bir çok eserde tahrip
edildi. Türkmenlere ait ne varsa, tarihi eserleri, hatta mezar taşları
bile yok edildi. Amaç Kerkük’ün Türkmen özelliğini ve izlerini silmekti.
“Yıktılar kalamızı
Sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken
Çektiler salamızı”
Kerkük’te Tarihi Eserler:
60’tan fazla Türk eserine Kerkük’ün her noktasında rastlamak mümkündür.
Danyal Peygamber Camisi,
Ulu Cami: 1200’lü yılların başında yapılmıştr
Kilciler pazarı: Üstü kapalı iki katlı, iki kapılı boydan ikiye bölünmüş her
bölümde yan yana dizilmiş mermer kemerli karşılıklı 17 dükkan yer almakta.
Uryan Camisi; 1729 yılında Osmanlı döneminde yapılmış olup kale surları
içerisinde bulunmaktadır.
Gök Kümbet: 1361 yılında Celayirliler döneminde yapılmıştır.
Hasan Pakiz Camisi: 1701 yılında Vali Firari Hasan Paşa tarafından yapılmıştır.
Fuzuli Mescidi: Türk Şairi Fuzuli’nin babası Molla Süleyman bu mescidin
imamlığını yapmıştır.
Nakışlı Minare Camisi: Kayseri Çarşısının yanında yer alan Nakışlı Minare
Camisi 1818'de yapıldı.
Seyit Necip Tekkesi: 1897 yılında Kerkük kalesinde yapılan bu tekke, Rifai
(Rufai) Tarikatının dergahıdır.
Şeyh Abdurrahman Tekkesi: Günümüze kadar ulaşabilen önemli ibadet
merkezlerinden biri, 1706'da yapılan Şeyh Abdurrahman Tekkesi'dir. Birçok Türk
edip ve şairi, Kadiri Tarikatının Kerkük'teki dergâhı olan bu tekkede
yetişmiştir. Maalesef bu Türk eseri, bugün 'Talabani Tekkesi' olarak
anılmaktadır.
Mehmet Gavs Efendi Camisi: Bu cami 1753 yılında yapıldı.
Hacı Numan Camisi: Kayseri Çarşısının hemen yakınındaki Hacı Numan Camisi de
1808'de yapıldı.
İmam Kasım Camisi ve Zaviyesi,
Halk tarafından Kayseri olarak bilinen Kapalı Çarşı 1800’lü yıllarda Osmanlı
tarafından yapılmış, 7 kapı ve 365 dükkandan ibarettir.
Kırdar Hanı ve Çarşısı: Mustafa Kırdar tarafından 1883 yılında yapıldı.
Kerkük Kale Hanı,
Mecidiye Sarayı: 1854 tarihinde Vali Ali Paşa tarafından yapılmıştır.
Aziziye kışlası (Kerkük Kışlası): 1863 yılında Sultan Abdulaziz zamanında,
Bağdat Valisi Mehmet Namık Paşa tarafından yapıldı. Irak’ta Önemli Türk mimarı
eserleinden biridir.
Taşköprü: 1875 yılında Vali Muşir Nafiz Paşa tarafından 16 gözlü olarak
yapılmıştır. Kerkük’ün iki yakasının birbirine bağlanması amacıyla yapılan
köprü,2 Mart 1954 tarihinden itibaren siyasi nedenlerden dolayı Irak yönetimi
tarafından yıkılmıştır.
Altun Köprü: Kerkük'teki önemli Türk
eserlerinden biri olan Altun Köprü, adını aldığı Kerkük ile Erbil arasındaki
Altunköprü Kasabası'nda, Küçük Zap Suyu üzerinde bulunuyordu. Köprünün Selçuklu
Türkleri döneminde yapıldığı biliniyor. Altun Köprü, Osmanlı Türkleri
döneminde, Sultan IV. Murat'ın emriyle 1664'te Vali Çerkez Hasan Paşa
tarafından tamir ettirildi. Saddam rejimi, 28 Mart 1991 tarihinde Altunköprü'de
yüzlerceTürkmen'i katletti ve bu Türk kasabası, tarihe bu faciayla da geçti.
Yüzlerce Türkmen gencinin kurşuna dizildiği bu faciada 8-10 yaşlarında bulunan
ve ne olduğunu anlamayan Türkmen çocukları da can vermiştir. Aralarında
Tazehurmatulu, Kerküklü ve Altunköprülülerin de bulunduğu Türkmen şehitleri,
toplu mezarlara gömülmüşlerdir.Türkmen şehitlerinin mezarları daha sonraki
günlerde ortaya çıkarılmıştır.
Dakuk Ulu Cami Minaresi: Dakuk
(Tavuk) kasabası, Bağdat-Kerkük Karayolu üzerinde bulunuyor. Buradaki Ulu
Cami'nin, 1167-1232 tarihleri arasında Erbil Atabek’in Türk Hükümdarı
Muzafferiddin Kökbörü tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır, Türkmen şehri
Erbil’de bulunan Muzafferiye (Çöl) Minaresinin benzeridir. Irak Eski Eserler
Müdürlüğü'nce 1955-1956'da kazı yapılarak minarenin güneydoğusundaki caminin
temelleri ortaya çıkarıldı. Camiden günümüze ulaşan tuğladan yapılmış minarenin
kaide üzerindeki birinci şerefesi tamamen yıkılmıştır. Gövdenin bir kısmı ile
üst şerefesi de bugün mevcut değildir.
Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane
tarihi eseri vardır? Ama en güçlü delil sayılabilecek cami, tekke, medrese,
han, köprü ve hamam gibi sivil yapılar oldukça önemlidir. Bunların sahipleri
kimse, o kentin sahipleri de onlardır. Yapıların dili yoksa da kimlikleri
vardır. Kerkük, bütün bunları tamamlayan; okullar, kütüphaneler, mezarlıklar,
geleneksel Türk evleri, eski camiler,kapalı ya da açık çarşılar, hamamlar,
ticaret hanları, folklor, şairleri, edipleri, basın ve yayın hayatı, halk
müziği, ses ustaları, tiyatrosu, ressamları, spor hayatı gibi bütün diğer
kültür unsurları açısından da tamamıyla bir Türkmen şehridir. Şüphesiz
kendi bölgelerinde Arapların tarihi ve sivil mimarileri olmuştur. Kürtlerin de
Süleymaniye’de bir halk mimarileri olduğu bilinmektedir. Ancak Kerkük’teki
sivil mimarinin sahibi ve ustaları sadece Türkmenlerdir.[36]
Şimdi sormak istiyorum. Mademki,
Kerkük’te Kürt nüfusu çoğunluktaydı da Kerkük ve Musul’u Kürtler işgal
edince, neden Kürtlerin ilk işi nüfus kayıtlarını ve tapu evraklarını
yok etmek oldu? Mademki, Kürtler Kerkük seçimlerinden emindiler, ne
diye Irak’ın Kuzeyinden kamyon kamyon adam taşıdılar? Daha nice akıl almaz
hilekarlıklara niçin başvurdular? Kendine, nüfusuna, güvenen kişiler
bu kepazelikleri yaparlar mı hiç? 2003 Nisan Irak işgalinden sonra
Kerkük’e ithal edilen 700 bin Kürde ne diyeceksiniz?
10 Nisan 2003 günü Kerkük işgal ,yağma ve talan edildiğinde Irak devlet arşivi
belgelerine göre Kerkük’ün nüfusu 830 bin civarındaydı bugün ise 1.5 milyonu
aşmıştır.Kerkük’e 700 bin kürt ithal edildi. Bu Kürtler çevre iller, Türkiye,
İran ve Suriye gibi ülkelerden getirildi. İthal edilenlere aş, iş, toprak, maaş
ve konut yapmak için 20 bin dolar para yardımında bulunuldu.Getirilen Kürtlere
sahte “Kerkük” nüfus Kağıdı ve gıda karnesi verildi. Kerkük’te 2004 yılında 369
bin olan toplam seçmen sayısı 2009 yılı itibarıyla 840 bine yükselmiştir, 840
bin rakamı sadece seçmen sayısıdır. Bu Saddam döneminin Irak'ında ve BM
kaynaklarına göre, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük'ten göçe zorlanan Türkmen,
Kürt, Arap ve Keldo-Asuri’nin toplam sayısı ise 11 bin 800 civarında… Saddam'ın
devrilmesinden sonra Kerkük'e ithal edilen Kürt sayısı 700 bindir. 9 sene önce
Kerkük’ün nüfus sayısı 830 bin iken bugün ise 1.5 milyonu aşmıştır. Bu da
gösteriyor ki Kerkük'ün nüfus yapısı kökten değiştiriliyor.
Kürtler Türkmen şehri Kerkük’ün kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar. Şayet
Kürtler, Kerkük’ün yerel halkı iseler tarih, medeniyet ve kültür mirasları
nerede? Hiç yok. Ellerinde bu asılsız iddiayı doğrulayacak bir belge, Kerkük’te
yaşadıklarına dair tapuları olmadığı için kentin Türk kimliğini yok etmek
gayesiyle nüfus ve tapu kayıtlarını imhaya kalkıştılar. Bu tahrip, talan ve
yağmaların meydana gelmesi, Irak ordusunun Kerkük’ten güneye doğru
çekilmesinden sonra olmuştur. Herhangi bir savaş yaşanmadığı bir ortamda
Kürtler, devlet dairelerini, hastane ve okulları, insanların evlerini, özel ve
devlete ait araçları ve iş yerlerini yağmalamışlardır. Bir de utanmadan Kürtler
Kerkük'ün kendilerine ait olduğu iddiasında bulunuyorlar. Sayın Okuyucular
Allah aşkına insan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç?
Ayrıca bu talan ve yağmalama Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye ve Dohuk
şehirleri ile Çamçamal, Akra, Hac Umran, Selahaddin, Zaho gibi kent ve
kasabalar da olmamıştır. Kürtler tarafından bu yağma ve talanın sadece Türkmen
şehri Kerkük ve Musul’da olması bir anlam taşımıyor mu sizce? Kerkük tarihi
olarak Kürtlere ait ise, o zaman Kürtler neden Kerkük’ü yağmalayıp, yakıp
yıkıp, talan ediyor?
Belgere dayalı bu çalışmamız, Türkmen şehri Kerkük’ün sözde “Kürtlerin Kudüs'ü”
iddiasında bulunan, tarihi çarpıtan, utanmaz, hayasız ve arsızların yüzlerini
kızartacak mı ?!! Kürtlerin, Kerkük ile ilgili tezgahlarını ahlaklı, insaflı ve
şerefli insanların vicdanına bırakıyoruz. Herkes bilmelidir, Türkmenler
yerinden, yurdundan, toprağından ve haklarından asla vazgeçmeyecek, kimseye de
boyun eğmeyecektir. Kerkük Irak Türklerinin kırmızı çizgisidir !!!
Tabii ki Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğunu gösteren yüzlerce kaynak ve belge
vardır. Arap, Türk, Kürt ve yabancı kaynakların yalnızca bir bölümünü kullandık.
Hepsini kullanmaya ne zamanımız ne de yazımız yeterdi. Kerkük’ün Türkmen şehri
olduğunu ispatlamaya gayret etmiyoruz. Zaten güneş balçıkla sıvanmaz. Yalnız
şüphesi olanlara ithaf ediyoruz.
Ali Kerküklü
***
KAYNAKLAR:
1-Doç. Dr. Türel Yılmaz, Gazi Üniv. İİBF Uluslar arası İlişkiler
Bölümü,Türkiyesiz Kerkük'te çözüm olmaz.
2-Dr. Bülent Aksoy, Kerkük-Tarihi Türk Şehri..
3-Nihat Kaşıkçı, Irak’ta Yok Edilen Türk Mirası.
4-Nefi Demirci, Belgelerle Kerkük’ün Kimliği, Orkun Dergisi, Sayı:80,
Ekim 2004.
5-Erşat Hürmüzlü, Irak’ta Türkmen Gerçeği, Kerkük Vakfı Yayınları,
Ankara, 2005.
6-Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkleri, Ötüken Yayınları,
İstanbul, 2003.
7-Mahir Nakip, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2007.
8- Raşit Kısacık, ABD’den Kürtlere Bir Demet Kerkük, Truva Yayıncılık,
İstanbul, 2007.
9-Kardaşlık Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 10, Nisan-Haziran 2001.
10-Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi I,2. İstanbul
Doz Yayınları, 2005.
11-Chris Kutschera, Kürt Ulusal Hareketi, Avesta Yayınları, İstanbul,
2001.
12-Stephen Hemsley Longrigg, 1900 – 1950 Arası Yeni Irak, Tercüme ve Yorum,
Selim Taha el-Tikriti, el-Fecir Yayınları, Bağdat, 1988.
13-Ata Terzibaşı, Kerkük Matbuat Tarihi, Kerkük Vakfı Yayınları,
İstanbul, 2005.
14-W.R.Hay, Two Years in Kurdistan, Experiencies of a Political Officer
1918-1920, London 1921.
15-FISCHER, Reinhard, Die Turkmenen Im Irak, frei Wissenchaftliche Arbeit zur
erlangung des grades eines Magister Artrium, Universitat Berlin.
16-Zekeriya Kurşun; “Kerkük’ün Sosyal ve Demografik Yapısı”, Global Strateji,
Yıl:1 Sayı:1 İlkbahar 2005.
17-Ferik El-Mızhır El-Firavn-1920 Irak Ayaklanması Liderlerinden,
“Irak 1920 Ayaklanması” Bağdat-ikinci baskı,1995.
18-Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Saddam Hüseyin:
İntikamın Politikası), Blooms Bury, London, 2001.
19- Hanna Batatu, Irak 1. Kitap, Komünistler, Baasçılar ve Özgür Subaylar,
Arap Araştırmaları Yayınevi, Beyrut, 1992.
20- Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Sadam Hüseyin :
İntikamın Politikası, Blooms bury, London, 2001.
21-Vladimir F. Minorsky, Musul Sorunu, Çeviri : Salim Şahin, Kürt Araştırmaları
Merkezi Yayınları, İstanbul, 1998.
22-Hayri Emin Ömeri de, Irak’ın yeni tarihinden politik hikayeler
(Arapça) , Bağdat, 1969.
23-Philip G. Kreyenbroek, Kürtler (Güncel Araştırma) Cep Belgesel, İstanbul,
2.b.2003.
24-Nefi Demirci, Sönmeyen Ateş Dinmeyen Hasret Kerkük, Türkmeneli
İnsan Hakları Derneği Yayınları, İstanbul, 2006.
25-Abdüsselam Uluçam, Irakta’ki Türk Kültür Varlığı, Kültür Bakanlığı
Yayınları, Ankara, 1991.
26-David McDowall, A Modern History of The Kurds, London, 1996.
27-Edmond Gharib. The Kurdish Question In Iraq. Syracuse: Syracuse
University Pres, 1981.
28-Edmonds, C.J., Kürtler, Türkler ve Araplar, Avesta Yayınları, İstanbul,
2003.
29-Suphi Saatçi, Kardaşlık, Dergisi, Yıl: 9, Sayı: 33, Ocak Mart 2007.
30- Suphi Saatçi, Kerkük Evleri, Klasik Yayınları, İstanbul, 2003.
31 -Hamide Na’ne, Tarık Aziz.. Bir Kişi ve Bir Dava, Beyrut, 2000.
32- Semih İdiz,Dozerle Yok Edilen Türkmen Kimliği, Milliyet Gazetesi,15
Şubat 2007.
33- Ali Semin, Irak’ın Kuzeyinde İnsan Hakları İhlalleri, Ortadoğu-Afrika
Masası, Kıdemli Asistan,12 Kasım 2009.
34-Ali Kerküklü, Oyun İçinde Oyun Kerkük, Kum Saati Yayınları, İstanbul, 2006.
DİPNOTLAR:
[1]Bayan Gertude Bell “El-Irak Fi Resaili Miss Bell” tercüme ve yorum.
Cafer El-Hayyat,s.383.
[2]C.J. Edmonds Kürtler, Türkler ve Araplar, s.446.
[3] Stephen Hemsly Longrigg, Irak’ın Yeni Tarihinde Dört Yüzyıl, s.122, 361.
[4]W.R.Hay, Two Years in Kurdistan, Experiencies of a Political Officer
1918-1920, London 1921, s.81.
[5]FISCHER, Reinhard, Die Turkmenen Im Irak, frei Wissenchaftliche Arbeit zur
erlangung des grades eines Magister Artrium, Universitat Berlin.
[6]Chris Kutschera, Kürt Ulusal Hareketi, s.85, 86.
[7]Zekeriya Kurşun; “Kerkük’ün Sosyal ve Demografik Yapısı”, Global Strateji,
Yıl:1 Sayı:1 İlkbahar 2005, s.7.
[8]Vladimir F.Minorsky “ Musul Meselesi”, adlı kitabı Arapça tercümesi:
Salim Şahin Kürt Araştırma Merkezi yayını, İstanbul-1998 s.22.
[9]The New York Times, 21 Temmuz 1959.
[10]Nuri Talabani, Kerkük Bölgesinin Araplaştırılması, s.90,91.
[11]Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Saddam Hüseyin:
İntikamın Politikası), Blooms Bury, London, 2001, s.88.
[12]Hana Batatu “Irak” 3. cilt,Beyrut 1. baskı. 1992,s :224.
[13]Ferik El-Mızhır El-Firavn-1920 Irak Ayaklanması Liderlerinden,
“Irak 1920 Ayaklanması” Bağdat-ikinci baskı,1995, s.12.
[14]Seyyar El Cemil “Liderler ve Efendiler, Osmanlı paşaları ve Arap
İlericileri”, Amman – Ürdün. 1. baskı, 1999, s.131.
[15]Sati Al-Hisri, Irak’ta Hatıralarım 1. Cilt, 1927, s.140, 141, 142.
[16]Abdulmecid Hasip El-Kaysi, Modern Irak’ın siyasi tarihi Asuriler, s.41.
[17]Mecit Khudduri, Cumhuriyet Döneminde Irak, s.201.
[18]Mir Basri ,Yeni Irak’ın Edebiyat Yıldızları, s.27.
[19]Paul, Oliver. Encyclopedia Of Vernacular Architecture Of The World,
Cambridge.
[20]Hasan Celal Güzel, Tercüman Gazetesi, 9 Şubat 2005.
[21]
Microsoft.Encyclopedia.GlobalSecurity.Org.
[22]KREYENBROEK – SPERL , Kürtler (Güncel bir araştırma), s.45.
[23]Prof. Dr. Mahir Nakip,Bilgi Yayınevi, Kerkük’ün Kimliği, s.256.
[24]David McDowall, Modern Kürt Tarihi, Doruk, İstanbul 2004, s.24.
[25]David McDowall, A Modern History of The Kurds “Modern Kürt Tarihi”,
London, 1996, s.329
[26]Devrim Komite Konseyi kararı: No.89, Tarih: 24 Ocak 1970.
[27] Suphi Saatçi, Kardaşlık, Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 10, Nisan-Haziran
2001,İstanbul,s.2.
[28]Ata Terzibaşı, Kerkük Matbuat Tarihi, s.121,122)
[29]Mesud Barzani, Barzani I, s.375,376,377.
[30]Mesud Barzani, Barzani II, s. 373.
[31]Zubaida Umar, “The Forgotton Minority The Turkman’s Of Iraq”, “Afkar
inquiry”;4/2, February 1987, s.37,43.
[32]Khristina O’Donelly “The Horseman”, s.554,555.
[33]Raşit Kısacık, ABD’den Kürtlere Bir Demet Kerkük, s.69,70,74.
[34]1957 Genel sayımı formlar ve kayıt taslakları rehberinin Medeni Sicile
geçirilmesi), Cilt.1-Bölüm 1, Bağdat 1965.
[35]1957 Genel sayımı formlar ve kayıt taslakları rehberinin Medeni Sicile
geçirilmesi), Cilt.1-Bölüm 1, Bağdat 1965. “Son İki Kaynak, Kardaşlık Dergisi,
Araştırmacı-Yazar Erşat Hürmüzlü’den alınmıştır.”
[36]Mahir Nakip, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2007,s.118.